25 Ağustos 2008 Pazartesi

SAFRANBOLU

25 Temmuz'da tatilimizi geçirmek üzere Kastamonu'ya doğru yola çıktık.
Karabük şehir merkezini geçtikten sonra eşim bize bir sürpriz yaparak Safranbolu istikametine döndü.
Safranbolu'ya girerken maket bir Safranbolu evi, ilçe merkezinde ise büyük boyutta bir Safran çiçeği heykeli var.
Arabayı park edip,ilçe merkezinde biraz turlayıp,lokumcuları dolaştık.
Tekrar arabaya binip,yola çıktık.
Bir virajı dönmemizle muhteşem Safranbolu evleri karşımıza çıktı.
Fakat yolların dar olması, arabayı park edecek yerin o anda olmaması gibi sebeplerle duramayıp, sadece seyrederek (resim bile çekemedim) evlerin yanından geçtik.
Bir ara park için uygun bir yer bulup, arabayı park ettik ve üstte ki resmi o zaman çektim.
Tekrar yola çıktığımızda sağ tarafımızda "Hıdırlık Tepesi Seyir Terası" yazan bir tabela gördük ama durmayıp, yola devam ettik.
3 hafta sonra tatil bitipte eve döneceğimiz zaman eşime  "yine Safranbolu'ya uğrayalım" diye rica ettim, sağolsun beni kırmadı, güzergahımıza tekrar Safranbolu'yu aldık.
Bu sefer hemen "Hıdırlık Tepesi Seyir Terasına" girdik, resimlerin çoğunu oradan çektim.

SAFRANBOLU;
Safranbolu, Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyindedir. Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.
Safranbolu şehir merkezi ile Karabük il merkezi bitişiktir.
Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evleri ile ünlü olan şehir, bu özelliği sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biridir ve turistik ilgi çekmektedir.
Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır.
Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur.
2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 49.821'dir.
Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunur ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkler tarafından kesin olarak alınışı 1196 yılındadır.
Osmanlı zamanında 17. yüzyılda İstanbul-Sinop yolu üzerinde olması nedeniyle tarihteki en önemli dönemini yaşamıştır.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin idari yapılanmasındaki reformlar sonucunda Safranbolu, Safranbolu kazasının merkezi olmuştur ve Kastamonu iline bağlanmıştır.
19. yüzyılın sonlarına doğru eski zamanlarda kale olan tepeye modern bir hükümet binası yapılmıştır.
Osmanlı zamanında önemli bir kısmı idari olarak Kastamonu'ya bağlı olan Safranbolu Cumhuriyet döneminde Zonguldak'a bağlanmıştır.
Daha sonra 1937 yılına kadar Safranbolu'ya bağlı Öğbeli Köyü'nün bir mahallesi olan, Karabük'ün 6 Haziran 1995'de il olması ile Karabük'ün bir ilçesi durumuna gelmiştir.

SAFRANBOLU EVLERİ;
Kentin ününü oluşturan Safranbolu Evleri 18.ve 19.yy. Türk hayatının geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mükemmel mimarlık bilgisi ile yapılmışlardır.
1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulu Safranbolu’yu kentsel sit ilan etmiştir.
Yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır.
Bu evlerin 800 kadarı yasal koruma altındadır.
Safranbolu geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir.
Sahip olduğu zengin kültürel mirası kent ölçeğinde korumadaki başarısı Safranbolu’yu “Dünya Kenti” ününe kavuşturmuş ve UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne alınmıştır.
Tüm ülkede bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli Kültür ve Tabiat varlığının 1131’i Safranbolu’ dadır.

Kaya Mezarları, höyükler, Cinci Hanı ve Hamamı, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, İzzet Mehmet Paşa Camisi, Yemeniciler Arastası, İncekaya Su Kemeri, Konaklar, Çeşmeler, Türbeler bu eserlerin bir bölümüdür.
Bu zenginlik kenti bir Müze Kent haline getirmiş, korumacılıktaki başarısı ise kente “Korumanın Başkenti” unvanını kazandırmıştır.


*Resimde görülen cami 1661 yılında açılan,güneş saatinin bulunduğu Köprülü Mehmet Paşa Camisi,sarı bina eski Hükümet Konağı, şimdi ise Kent Tarihi Müzesi.
Eski Hükümet Konağı, Kastamonu Valisi Enis Paşa ile İlçe Kaymakamı Ahmet Bey öncülüğünde ilçe halkının maddi destekleriyle iki yıl içinde (1904-1906) “kale” olarak adlandırılan tepeye inşa edilmiştir.
Tamamen kesme taştan yapılan bina, 800 m² kapalı bir alana ve bir de mahzen bölümüne sahiptir.
Eski Hükümet Konağının yanında yer alan saat kulesi ise Padişah 3. Selim döneminde Sadrazam İzzet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmış.

CİNCİ HAN;
Cinci Hanı, Safranbolu eşrafından Cinci Hoca olarak bilinen Karabaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptırılmıştır.
O dönemde İpekyolu güzergahında bulunmaktadır.
Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, dönemin baş mimarlarından Mimar Kasım tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
İnşaatı ile ilgili projeye rastlanmayan Hanın, devşirme olarak yetişen ustaların tecrübesi ve el becerileriyle yapıldığı sanılmaktadır.
Yapı malzemesi olarak moloz ve kesme taş, birleşimlerinde ise Horasan harcı kullanılan Cinci Hanı, kubbelerinde 28x28x3 santimetre ölçülerinde tuğla kullanılarak inşa edilmiş iki katlı bir yapıdır.
Zemin katta 26 adet yatak odası, deve ahırı, umumi tuvalet, şadırvan ve avlu, yatak odaları ve avlu arasında revak bölümü bulunmaktadır.
Birinci katta 37 adet yatak odası, umumi tuvaletler, yemek salonu, odaların önünde yine revak bulunmakta ikinci katta ise han ağası odası ve onun üzerinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.
Ayrıca zemin katın altında iki adet mahzen vardır.
Güney batı cephesindeki deve ahırının altından arşı merkezinin ve hamamın atık sularının geçtiği 3m genişliğinde dere bulunmaktadır.
Bu dere taş kemer ile tahkim edilerek hanın bu bölümü dere üzerine inşa edilmiştir.
Tamamen insan gücüne dayalı yapılan Han, Osmanlı mimarisinin en gelişmiş örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Han 23 Nisan 2004 tarihinden itibaren otel olarak hizmet veriyor.

Kazdağlıoğlu Camisi;

Tarihi çarşının girişinde, çok köşeli ve kiremit örtülü kubbesi ile dikkat çeker.
Yapım tarihi 1779’dur. Çevresindeki meydana ismini vermiştir.

SAFRANBOLU'YA NASIL GİDİLİR?
İstanbul'dan çıkanlar Bolu'yu geçip Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak Karabük'e gelen 82 km'lik yolu 8 km daha devam ederek Safranbolu'ya ulaşabilirler. İlçenin kuzeye doğru Bartın ili ve doğuya doğru Kastamonu bağlantıları, yine asfalt yollarla sağlanıyor.

*Üstteki resimde Kent Tarihi Müzesini,Saat Kulesini,Cinci Han'ı,Cinci Hamamını ve Köprülü Mehmet Paşa Camisini görebilirsiniz.


HIDIRLIK TEPESİ;
Türklerin Safranbolu’ya geldikleri vakit konuşlandığı yerdir ve açık namazgah şeklindedir. Yağmur duası ile hıdırellez kutlamaları burada yapılır.
Üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa’nın Türbesi (1845), iki namazgah, Hızır (Hıdır) Paşa’nın makamı /mezarı ile Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman’ın (1955) anıt mezarı bulunmaktadır.
Tepeye iki noktadan giriş ve çıkış vardır.


*Safranbolu'ya gittiğiniz zaman Hıdırlık Tepesi Seyir Terasına gitmeden sakın dönmeyin.Neredeyse bütün kenti kuşbakışı görebileceğiniz,muhteşem bir yer.
İçeriye giriş ücretli,kişi başına 2 YTL alınıyor ama içerde bir kafeterya var ve biletinizi gösterek ücretsiz bir içecek içebiliyorsunuz.
İçecek olarak her türlü meşrubat,çay,kahve,nescafe çeşitleri ve Safranbolu'nun simgesi olan Safran çayını tercih edebilirsiniz.
İçeceğinizi alıp,piknik masalarından birine oturabilir,hoparlörlerden gelen ney müziği eşliğinde güzel bir zaman geçirebilirsiniz.









*Kafeterya.


*Üstteki resimde gördüğünüz mezarlardan ağaç altında olanı Hıdır Bey'e ait,mezar taşında şunlar yazıyor.
"Burada Osmanlı Bey'i Orhan Gazi döneminde yaşamış olan Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın kumandanlarından Hıdır Bey'in makamı bulunmaktadır.
Diğer anıt mezar ise Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Dr. Ali Yaver Ataman Bey'e ait.

*Resimdeki türbe Hasan Paşa'nın türbesi.Kapının üzerinde ki kitabede yazılanlar ayrıca Türkçeye çevrilmiş.
Türkçeye çevrilen kitabede bir dua ve şunlar yazıyor;
"Bu kitabeden anlaşıldığına ve bilinenlere göre Hasan Paşa Rumeli'de Köstendil Sancağı Kaymakamı iken geçirdiği bir koğuşturma sonunda H.1249/1843 yılında görevinden alınarak Safranbolu'ya sürgün edilmiş ve burada ölmüştür.Kendisine de bu türbe yapılmıştır"

*Hıdırlık Tepesinin diğer giriş çıkış yeri.







Bir gezi daha bitti.

Yeni bir gezide görüşmek üzere....