19 Kasım 2012 Pazartesi

BİNBAŞI ÇEŞMESİ MESİRE YERİ

Binbaşı Çeşmesi veya diğer adıyla "Binbaşı Suyu" Belgrad  Ormanında yer alan onlarca mesire yerinden birisi.
Kurban Bayramı'nın 3.günü Avcılar'a aile ziyaretine gidecektik.
Önce küçük bir tur atıp, sonbaharın tüm güzelliğini görebileceğimiz Belgrad Ormanı'na ve Kemerburgaz'a gitmek istedik.
Mesire yerlerine ulaşmak için Bahçeköy'den giriş yaptık.
Yol boyunca ilerlerken daha önce hiç fark etmediğimiz "binbaşı çeşmesi" mesire yerini gördük, bu sefer değişik bir yerde mola verelim diyerek içeri girdik.
Giriş ücreti otomobiller için 9 Lira.
Bayram ve serin havaya rağmen oldukça kalabalıktı.
Tabii bungalov tarzı kulübelerin hepsi doluydu, ağaçlıkların içinde yer alan piknik masalarında  boş yerler vardı.
Yarım saat kadar durup bir şeyler yedik, Kemerburgaz tarafındaki güzergahı takip ederek Göktürk'ten doğru Arnavutköy-Tayakadın-Hadımköy-Beylikdüzü güzergahında ilerleyerek Avcılar'a vardık.
Not;
Bir sonra ki yazı ve resimlerim Arnavutköy-Tayakadın-Hadımköy-Beylikdüzü güzergahı üzerinde çektiğim resimlerden oluşacak.
Daha sonra ise yine aynı güzergahta yer alan Taşoluk Yeşil Camii (6 Minareli Camii) ile ilgili bol resimli bir yazı hazırlayacağım.
Şimdi sizi resimlerle baş başa bırakıyorum.

Binbaşı Çeşmesi hakkında kısacık bir bilgi verelim;

Binbaşı Çeşmesi;
Kemerburgaz ya da Belgrat Ormanları içinden rahatlıkla ulaşabileceğiniz zengin bir ağaç ve bitki örtüsüne sahip piknik yeridir. 
Mesire yeri yürüyüş parkuru ve oturma mekânlarıyla dikkat çekiyor. 
Rivayet edilir ki, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarındaki savaşlarda bir bölük asker bölgeye sığınmak zorunda kalır.
Açlık ve susuzluk giderek artmaktadır. Asker huzursuzdur ancak kamp yerinden ayrılmak da mümkün değildir.
Bunun üzerine günlerce çare arayan bölük komutanı binbaşı, geceden sabaha kadar açtığı kuyudan su çıkarmayı başarır ve bölgeye de adını vermiş olur.
Girişteki kafeterya ziyaretçilerin birçok ihtiyacını karşılayacak donanıma sahiptir.
Mesire yerinde çocuklar da unutulmayarak şirin bir oyun bahçesi kurulmuştur.

Ulaşım: Ulaşım: Kemerburgaz ile Bahçeköy'ü birbirine bağlayan yol üzerindedir.
Tel: 0 212 280 01 47

Bilgiler İstanbul Valiliği web sitesinden alınmıştır.

Bizim gittiğimiz gün her yerde "çiğdem" çiçekleri açmıştı.
Resimlerin çoğunda çiğdem çiçeklerini görebilirsiniz.





Binbaşı Çeşmesi mesire yerini diğer mesire yerlerinden farklı yapan bence bu bungalov tipi piknik mekanlarının olması.
Tabii buralardan yer kapabilmek için oldukça erken bir saatte gitmek lazım.








Çiğdem;
Çiğdem (Crocus), süsengiller (Iridaceae) familyasına ait bir bitki cinsidir.
Çok yıllık, yumrulu, sarı ya da mavi çiçekli otsu bitkilerdir. Çiçekler, türüne bağlı olarak, ilk bahar ya da sonbaharda açar. İlkbaharda çiçeklenen türlerin yumurtalığı toprak altında kalan uzun çiçek tüpleri vardır. Çiçekler geceleri ya da kötü havalarda kapanır. Çiğdemin ana yurdu Alpler, Güney Avrupa ve Akdeniz'dir. Çiçeklerinden dolayı bahçecilikte aranan ve sevilen bir bitkidir.
Bilgilerin devamını okumak için tıklayın. 














Sonbahar da ormana gidip mantar görmemek mümkün mü?
Vaktimiz olsaydı daha çok dolaşacaktık, o zaman eminim daha çok mantar görürdük.
Bundan sonra ki yazı ve resimlerim güzergahımızda bulunan Arnavutköy-Hadımköy-Taşoluk ve civarından olacak.
Görüşmek üzere...


12 Kasım 2012 Pazartesi

MUHTEREM'LE SERGİYE


Bugün size yeni açtığım blogumu tanıtmak istedim.
İsmi, Muhterem'le Sergiye 
Blog isimlerim Cin Ali serisi gibi oldu ama en azından benim yayın yaptığımı isminden anlayabiliyorsunuz : )
6 yıldır blog dünyasında yemek blogum (Muhterem'le Afiyetle)ve gezi blogum (Muhterem'le Geziye) ile yayın yapıyordum.
Bir de çok sık güncellemesem de gündemdeki olaylarla ilgili yazı yazdığım Sessiz Kalamam var.
Gezi blogumda gezilecek yerler ve sergi resimlerine yer veriyordum.
2007 yılında İsmek sergi resimlerini yayınladım.
Niyetim sadece o senenin sergi resimlerini yayınlamaktı.
Fakat İsmek sergi resimleri o kadar çok ilgi gördü ki, her yıl sergiyi ziyaret edip, resimlerini yayınlamaya başladım.
İlk yıl sadece 3-4 bölüm sürecek resimler vardı, daha sonra ki yıllarda gelen talepler üzerine her branştan resimler çekmeye başlayınca 3.000'e yakın resim ve 45 bölümlük yazı dizileri oluşmaya başladı.
Amacı gezi yazı ve resimleri olan gezi blogum da sergi resimlerinin yayını boyunca güncel gezi yazılarımı yayınlayamadım.
Gezi blogum amacından uzaklaşmaya başlamıştı ki, bu yıl sadece sergi resimlerini yayınlamak için ayrı bir sayfa açmaya karar verdim.
Blogun ismini oluştururken herkesin sergi resimlerinde alıştığı "Muhterem'le Geziye" ismine yakın olan "Muhterem'le Sergiye" ismine karar verdim.
Sergiler her yıl Haziran ayında yapıldığı için şimdilik yeni sergi resimleri yok.
Fakat 2007 yılından itibaren yayınladığım sergi resimlerimi birer birer bu bloga taşıyacağım.
Her branşın kendine ait kategorisi olacak.
Kısmet olursa her yıl Feshane'de ki sergi resimlerini çekip, rahat rahat bu blogdan yayın yapacağım.
Bundan sonra gezi sayfamda İsmek sergilerinin sadece duyurusunu yapacağım, sergi resimlerini yeni blogda yayınlayacağım.
El sanatlarından hoşlanıyorsanız, İsmek ve diğer sergileri görmek istiyorsanız bu blog tam size göre, beklerim efendim : )
Görüşmek üzere...

9 Kasım 2012 Cuma

ABANA KENT ORMANI

 
Abana'da bu yıl "Abana Kent Ormanı" adında bir mesire yeri açılmış.
Bu yaz herkesten o kadar çok methini duydum ki bende merak ettim.
Sağ olsun oğlum şenliklerin olduğu gün, bizi Abana'ya ve Kent Ormanı'na götürdü.
Açıkçası dedikleri kadar varmış, Abana'yı ve Abana Limanı'nı kuş bakışı gören çok güzel bir yer olmuş.
Biz güneş battıktan sonra gittiğimiz için, güneş ışığından faydalanarak resim çekme şansını kaybettik.
Yanımızda tripot da olmadığı için bazı resimler flu çıktı.





Biz kent ormanına gittiğimizde güneş batmış, hava kararmaya başlamıştı.
Bu yüzden manzaranın çok net resimleri yoktu.
Üstte ki resmi oğlum Eylül ayında gündüz saatlerinde tekrar gittiği zaman çekmiş, manzaranın güzelliğini gün ışığında görmeniz için resmi ekledim.


Üst resimde görünen Abana Limanı hakkında daha önce bol resimli bir yazı hazırlamıştım, görmek için tıklayın








Abana'nın simgesi, deniz-yelkenli ve güneş.











Hava iyice kararınca bir kaç resim daha çekip, şenlikleri görmek için aşağıya şehir merkezine indik.

Işıklı bölüm şenlikler için kurulan sahneye ait, sahne kent ormanından kuş bakışı böyle görünüyordu.

Muhterem'le geziye de İstanbul gezileri tekrar başlıyor.
Bundan sonra ki yazı konum yine İstanbul'dan olacak.
Görüşmek üzere...