29 Ağustos 2015 Cumartesi

SİVAS ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

muhteremle geziye
Sivas'ın tarihi yerlerini gezmeye devam ediyoruz.
Bugünkü bölümümüzde "Çifte Minareli Medrese" var.

Sivas çifte minareli medrese
Diğer medreseleri ve yerleri tanıtırken başına ayrıca "Sivas" başlığı eklemedim.
Fakat bugünkü medresenin ismine sahip bir medrese de Erzurum'da olduğu için bu bölümde Sivas başlığını özellikle ekledim.

sivas

Sivas'ın Kent merkezi neredeyse bütün tarihi yapılara ev sahipliği yapıyor.
Cumhuriyet Meydanı'nın olduğu bölgede pek çok tarihi yapı bir arada bulunuyor.
Sivas için hazırladığım yazı dizisinde Kent meydanında bulunan;
Buruciye Medresesi
Şifaiye Medresesi ve bugünkü konumuz olan
Çifte Minareli Medrese ile ilgili yazı ve resimler paylaştım.
Bir sonra ki bölümde Kent meydanının bulunduğu alandan farklı bir yerde olan Gök Medrese ile ilgili yazı ve resimleri yayınlayacağım.


sivas madrasah
Çifte Minareli Medrese:
Çifte Minareli Medrese, Türkiye'nin Sivas ilinin merkezinde yer alır.
Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılmıştır.
Medrese, süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir. Medresenin mekânı yıkılmış, sadece doğu yönündeki minarelerin bulunduğu asıl cephesi ayakta kalmıştır. 
Selçuklu döneminin en anıtsal yapılarından biri olan Çifte Minareli Medrese aynı zamanda en çok tahribata ve yıkıma uğramış yapılardan biridir de.
Günümüze yalnızca doğu cephesi, yani ön yüzü gelebilmiştir.
1960’lı yıllarda yapılan araştırma kazısı sonucuna göre medrese, açık avlulu, dört eyvanlı, iki katlı anıtsal bir yapıdır.
Köşe kulelerinden sonra medreseye bitişik güney yönünde daha önceki dönemlere ait bir imaret veya zaviye olduğu, kuzey yönünde ise medrese bünyesi içinde bir hamamın olabileceğinin izleri ortaya çıkarılmıştır.

Taç kapısı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında Vezir Sahip Şemseddin Muhammed Cüveyni tarafından yaptırılmıştır.
XIII. yüzyıl, Anadolu Selçuklu döneminde imar faaliyetleri ve kültür hayatının önemli devresi olarak görülür.

sivas
Selçuklular bu yüzyılın içinde Buruciye Medresesi, Gök Medrese ve Çifte Minareli Medrese gibi taş, tuğla ve çini sanatının Anadolu’da en önemli yapılarını meydana getirmişlerdir. Bugün, doğu yönünde yer alan medrese girişinin taş süslemeli cephesi büyük boyutları ve tuğla-sırlı tuğla örgülü iki minaresi ile dikkati çekmektedir.
Sivas Gök Medrese ve Erzurum Çifte Minareli Medrese ile benzerlik gösteren yapının iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu olduğu öğrenilmektedir.

Ön yüz, ortada iki minareli taç kapı, iki yandaki pencere ve köşe kuleleri ile kompoze edilmiştir.
Ön yüzündeki süslemeli pencereler yerleştirilirken bir simetri aranmamıştır.
Cephedeki taş süsleme ve oran itibariyle mimari bir olgunluğun yanı sıra aynı süslemeyi tekrardan kaçınan bir anlayışın hâkim olduğu göze çarpar.
Böyle bir uygulama ile daha canlı, hareketli, ışık-gölge oyunlarını kuvvetlice hissettiren bir cephe elde edilmiştir.
Taşın yanı sıra sırlı tuğla ve çinilerle bezeli iki minaresi bu olgun ve doyurucu kompozisyonu renklendirmiştir.” (Hikmet Denizli, Sivas Tarihi ve Anıtları, Sivas 1998, s. 103–106.)

 
İlhanlı baş veziri Şemsettin Mehmet Cüveyni tarafından 1271 yılında yaptırılan medresenin bu gün sadece ön cephesi ayakta kalmıştır.
Yapının bu günkü durumundan hareketle, orijinal halinin iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu olduğu anlaşılmaktadır.
1882 yılında hücre birimleri yıkılan yapının ön cephe kısmına arkadan destek verilerek tamamen yıkılması önlenmiştir.
1946 yılında minarelerin şerefeleri restore edilmiş, 1972 yılında yıldırım düşmesi sonucu gövdesi çatlayan minare Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmıştır.
Doç. Dr. Haluk Karamağaralı yönetiminde 1965-1971 yılları arasında yapılan kazıyla medresenin temelleri ortaya çıkarılmıştır.
Yapı ayrıca 2002 ve 2008 yıllarında onarım görmüştür.
2009-2010 yıllarında yapılan restorasyonda ise cephe ve minareler onarılarak çiniler tamamlanmış, cephe temizliği yapılmış, temel kalıntıları 1 m yükseltilerek belirgin hale getirilmiştir.


sivas


double minaret madrasah

double minaret madrasah

Bu medrese de Sivas Kent meydanında ki diğer medreseler gibi cafe-çay bahçesi olarak kullanılıyor :(

madrasah



Çifte Minareli Medrese ile Şifaiye Medresesinin kapıları birbirine bakıyor, arasında sadece bir yol var.

Bir sonraki bölümde bugünlerde restorasyon da olan "Gök Medrese" ile ilgili yazı resimleri yayınlayacağım.
Görüşmek üzere...

12 Ağustos 2015 Çarşamba

ŞİFAİYE MEDRESESİ

Uzun bir aradan sonra kaldığımız yerden Sivas gezimize devam ediyorum.
Bugünkü bölümümüzde Sivas şehir merkezinde yer alan tarihi eserlerden Şifaiye Medresesi-İzzettin Keykavus Darüşşifası ile ilgili bilgileri ve resimleri bulabilirsiniz.

sivas selçuklu parkı
Şifaiye Medresesi Sivas şehir meydanında Buruciye medresesinin sol tarafında, Çifte Minareli medresenin ise tam önünde yer almaktadır.


Şifaiye medresesini meydanda ki diğer yapılardan ayıran en önemli özelliği I. İzzettin Keykavus türbesinin içinde yer almasıdır.

izzettin keykavus darüşşifası
ŞİFAİYE MEDRESESİ (İZZETTİN KEYKAVUS DARÜŞŞİFASI);
Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykâvus tarafından 1217 yılında şifahâne olarak yaptırılmıştır. 
Dört eyvanlı olan medresenin bir eyvanı türbe haline getirilmiştir.
Darüşşifa 48 x68 mebadında dikdörtgen planlı, tek katlı kesme taştan yapılmıştır.
Orta avlulu ve revaklı olan medrese, portal ve arka duvarlar boyunca uzanmaktadır.
Ana eyvanın yanında iki büyük salon bulunur. 
Medrese hücreleri beşik tonozla örtülü ve pencerelidir.
Portaldeki arslan ve boğa kabartması, ana eyvan köşelerindeki madalyonlarda bulunan kadın ve erkek başı rölyefleri bu medresenin belirgin özelliğini oluşturur. 
Taş ve çini işçiliği ise ayrı bir önem arz etmektedir. 

Taç kapısı üzerindeki kitabesinden şifahanenin 1217 yılında Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırıldığını öğreniyoruz.



taç kapı
Taç kapısı cepheden daha ileriye taşkın durumdadır. 
Kapı kavsarası dokuz sıralı mukarnaslı olup yan yüzler geometrik ve yıldız motifleri ile işlenmiştir. 
Bu motifler, ışık-gölge tesirleri yaratacak görünümdedir. 
Kapı kemeri köşeliklerinde simetrik iki hayvan figürü görülmektedir. 
Tahrip olmuş bu hayvanlardan sağdakinin kuvveti sembolize eden bir aslan, soldakinin sıhhati sembolize eden boğa figürü olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. 
Bazı kaynaklarda ise her ikisinin de aslan figürü olduğu yazılıdır.

Anadolu’daki Selçuklu Tıp sitelerinin ve hastanelerinin en büyük boyutlusudur. 
Hastane, 1768 yılında çıkarılan bir fermanla medreseye çevrilmiş, I. Dünya Savaşı esnasında levazım ambarı olarak kullanılmıştır.
Genç yaşta hastalanan İzzeddin Keykâvus vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas’a ve yaptırdığı Şifaiye’deki  türbeye getirilerek 1220 yılında defnedilmiştir. 
I. İzzeddin Keykâvus bilgin, iyi huylu şair bir insandır. 
Genç yaşta hastalanması sebebiyle tıbba ve hekimlere çok önem vermiştir.
III. Gıyaseddin Keyhüsrev, hocası Mecdüddin İshak, halası Gevher Nesibe, karısı Mengücekli Behramşah’ın kızı Selçuk Hatun’dur. 
Selçuk Hatun için 100.000 kızıl altın başlık verilmiştir.

Binada taş, tuğla malzeme karışık olarak kullanılmıştır. Selçuklu yapılarında olduğu gibi taç kapı, pencere bordürlerinde, ana eyvan cephesinde Rumi tezyinata önem verilmiştir. Dikkatle incelendiğinde stilize çift başlı kartal ve kuş motifleri olduğu ortaya çıkar.

Ana eyvanın sağında ay sembolünün içinde örgülü saçları olan bir hanım başı ve çevresinde “La-İlâhe İllallâh Muhammedün Resûlllâh”, altta “Sûret-i Kamer” yazılıdır. Ana eyvanın solunda ise bir güneş sembolü ve ortada bir erkek başı figürü, altta “Sûret-i Şems”  çevresinde “Lâ-İlâhe İllallâh Muhammedün Resûlullâh” yazısı yer almaktadır. Bugün bu figürler tanınmayacak haldedir. Gerek taç kapı cephesi gerek pencereler gerekse ana eyvan cephesi iç içe geçmiş yıldız biçiminde zarif motiflerle kaplıdır.
1220 tarihli en eski vakfiyeye de sahip olan ve döneminde tıp öğrenimi yapılması yanında hastane olarak da hizmet veren Şifaiye Medresesi Selçuklu döneminin şaheserlerinden biridir.” (Hikmet Denizli, Sivas Tarihi ve Anıtları, Sivas 1998, s. 83-91.)
  
Taç kapıdan sonra geçilen koridor, ikinci bir kapı ile avlulu medreseye açılır. 
İç kapının tam karşısındaki ana eyvanın hekimlere ayrılmış muayenehane kısmı olduğu tahmin edilmektedir.
Girişin tam karşısındaki sivri kemerli ana eyvanın iki yanında insan yüzü kabartmaları bulunur. 
Bir tarafta açları iki yanda örgülü bir kadın başı kabartması, diğer tarafta çevresinden güneş ışınları çıkan sakallı bir erkek başı kabartması vardır. 
Her iki figürün çevresinde de kelime-i tevhid yazılı olup kadın kabartmasının altında suret-i kamer, erkek kabartmasının altındaysa suret-i şems yazılıdır.

sivas

*Ne yazık ki bu medresenin avlusu da cafelere kiralanmış.
Kalabalıktan, tentelerden, masalardan medresenin avlusunu tam anlamı ile göremiyorsunuz.

I. İZZETTİN KEYKAVUS TÜRBESİ;
Darü’ş-Şifa’nın güney eyvanı I. İzzeddin Keykavus’a türbe olarak ayrılmış ve inşa edilmiştir. 
Türbe kareye yakın planlı olup ongen tuğla örgülü bir kasnağa sahip kubbe ile örtülü ve sivri külahlıdır.

sivas
Türbede 1220 yılında vefat eden I. İzzeddin Keykavus’un sandukasından başka, hanedanına mensup on iki mezar sandukası daha yer almaktadır. 
Türbe cephesi, Selçuklu sanatının zengin çini süslemelerine sahiptir.  Süslemede geometrik geçmeler, yıldızlar, kûfi yazıları; mavi, lacivert, firuze ve beyaz renkleri ile şifahanenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır.   
Bu çini süslemeyi yapanın sağ pencere üzerindeki alınlıkta yazılı olan “amel-i Ahmet bin Bekir-ül Marendi” kaydından Ahbet bin Bekir-ül Marendi olduğu anlaşılmaktadır.

Türbe içinde on üç sanduka bulunmaktadır. 
Sandukaların üzerleri çinilerle kaplanmıştır. 
Mihrap önündeki sanduka, I. İzzeddin Keykavus’a aittir.
Türbede sultanınkinden başka, eşi Selçuk Hatun ve hanedanın diğer fertlerine ait olmak üzere irili ufaklı on iki sanduka daha vardır. 
Türbe cephesinin üstündeki on dört parça çini levhadan oluşan tek satırlık Arapça celî sülüs çini kitâbede, İzzettin Keykavus'un kendi ağzından olduğu sanılan; 
"Biz sarayların geniş mekânlarından, kabirlerin dar bölmelerine getirildik. Vah! Ne yazık ki bu ölüm hadisesinde geçici olan dünyadan el çekip ahirete göçüş, 617 yılı Şevval’in dördüncü günü gerçekleşti" anlamına gelen bir yazı kuşağı yer alır. 
Bu tarih onun ölümünü değil, kitabenin yazıldığı tarihi gösterir; çünkü İzzeddin Keykavus 1220 yılı başlarında ölmüştür.

Sol pencere üstündeki geometrik geçmeli panoda Arapça usta kitâbesinde “Amel-i Ahmed bin Bedel el-Merendî.” (Merendli Bedel oğlu Ahmed’in eseri.) yazar. Merendli Bedel oğlu Ahmed'in türbe çinilerini yapan sanatkârın adı olduğu düşünülür.  


sivas
Türbe kubbesi tuğla örgülüdür. 
Türbe mihrabı giriş aksındadır. 
Mihrabın iki yanında birer pencere bulunmaktadır. 
Mihrap dışa taşıntılı olmayıp geometrik yıldız motifleri ve yazı ile süslenmiştir. 
Mihrap nişi kavsarası beş sıra mukarnaslıdır. 
Nişin iki yanında sütunceler yer almaktadır. 
Kavsaranın sivri kemerinde Tevbe suresi 18. ayeti yazılıdır.

sivas hediyelik
*Medresenin girişinde ve iç avlusunda çok sayıda hediyelik eşyacı ve gümüşçü yer alıyor.




Şifaiye medresesinin içinden Çifte Minareli medresenin minareleri görünüyor.

sivas
*Bu yazıda geçen bilgiler aşağıda ki kaynaklardan alınmıştır.
Kaynak-1

Kaynak-2

Şifaiye medresesinin kapısından bakınca bütün ihtişamı ve güzelliği ile Çifte Minareli medresenin minarelerini ve taç kapısını görebilirsiniz.

Çifte Minareli Medrese ile Şifaiye Medresesinin kapıları birbirine bakıyor, arasında sadece bir yol var.

Bir sonra ki yazı konumuz Çifte Minareli medrese üzerine olacak.
Görüşmek üzere....