21 Şubat 2008

İSTANBUL'A KAR YAĞDI


17 Şubat 2008 ve İstanbul'da beklenen kar nihayet yağdı.
Yetkililerin söylediğine göre İstanbul'a böyle bir kar en son 2004 yılında yağmış.
15 tatilde kar yağacak dediklerinde merakla beklemiştim ama yağmamıştı.
Bu sefer beklediğimiz kar gelince, günlerdir planlarını yaptığım Sultanahmet gezimize eşim ve kızımla çıktık.
Sultanahmet ve civarına Gülhane parkına sayısını bilemediğim kadar çok gittim ama hiç kar altında görmemiştim.
Eskiden yere kar düştüğü anda eve kapanır,ayağım kayıp düşeceğim korkusundan hiç bir yere çıkmazdım.
Meğer sorun bende değil giydiğim ayakkabıdaymış,altı kayan ayakkabıyla 1 adım bile atamıyorsunuz.
Artık altı kauçuk ve geniş oluklu kar ayakkabısı-botu giyip,korkmadan dolaşabiliyorum.Tabi buzlu zeminde kahramanlık yapmanın alemi yok,o zaman yine evdeyim.

Pazar günü Sultanahmet'e gitmeye karar verdiğimizde kendimizi ve arabayı tehlikeye atmamak için toplu taşıma araçlarından tramvayı kullandık.
Sultanahmet durağında inip,gezimize başladık.
Hava puslu ve karanlıktı,rüzgarda oldukça şiddetliydi.
(sanki gezi yazısı değil-hava raporu gibi oldu)
Yazının sonunda ki videoyu izlediğinizde,rüzgarın sesini duyup bana hak vereceksiniz.
Sımsıkı giyinip,atkı-şal-bere ne varsa taktığımız halde yanaklarımız soğuktan kesildi.


Tramvaydan inip,Ayasofya'nın önüne kadar yürüdük.
Ayasofya-Havuz-Sultanahmet arasında dolaşıp resim çektim,caminin avlusuna girip,oradan da Dikilitaş'ların olduğu Hipodrom Meydanına çıktık.

Üstte ki ay yıldızlı peysaj Sultanahmet Camisinin önünde yer alıyor,baharda içinde laleler açmıştı.

Dikilitaş ve Hipodrom Meydanı.

Üstte ki bina harika mimarisiyle "Tapu ve Kadastro İstanbul Bölge Müdürlüğü" binası.

Alman çeşmesi


Sokakta karşılaştığımız kedi ve güvercinler buldukları yemekleri yemeğe çalışıyorlardı.
Güvercinler bir simit parçası bulmuşlardı,hepsi birden simide saldırmayıp,sırayla birer parça ısırıyorlardı.

Sultanahmet meydanında gezimiz bitince,Ayasofya'nın önünden aşağıya Gülhane Parkı'na doğru yürümeye başladık.

Gülhane Parkı'da kardan nasibini almıştı.
Ortalıkta bizim gibi meraklı bir kaç kişi dışında hiç kimse yoktu.






Üstte ki resim de bir saat olduğunu farkettiniz mi?
Geçen bahar Gülhane Parkı lalelerle bezendiği zaman bu saatte yapılmıştı.
İlk günler çok güzeldi ama o gün gittiğimiz de durumu içler acısıydı.
Sanırım birisi akrep ve yelkovanın üzerine oturmuş.

Parka girdiğimizde şiddetli bir fırtına başladı,ayakta zor duruyorduk ve yağan kardan göz gözü görmüyordu.İçimden biz bugün evi bulamayacağız diye düşünmeye başladım.

Allah'tan fırtına biz parkın sonuna gelmeden durdu.

Üstte ki kuş yuvasını hatırladınız mı?
Önce ki Gülhane Parkı yazımda yine resmi vardı.

Bütün gün Sultanahmet ve civarında gördüğümüz en güzel kardan adam Gülhane Parkı'nın Sarayburnu kapısına yapılmış olan bu kardan adamdı ama ne yazık ki ertesi gün gittiğimizde tekmelenerek paramparça edildiğini gördük.


Parkın Sarayburnu kapısından çıkıp,Sirkeci'ye doğru yürümeye başladık.
Sol tarafımızda Sirkeci tren istasyonuna giden raylar,sağ tarafımızda Sepetçiler kasrı.





Sirkeci'de ki benzin istasyonuna tam varmıştık ki,inanılmaz bir tipi ve fırtına başladı.
Deniz kıyısı olduğu için rüzgar çok daha şiddetli hissediliyordu.


İleride ki Simit Sarayını gözümüze kestirerek,son bir gayretle kendimizi Sirkeci Simit Sarayına attık.
Şimdi yazıyorken komik geliyor ama tam anlamıyla donmuştuk ve yorulmuştuk,burası bizim için tam sığınılacak liman olmuştu.


Büyük boy bardaklarla sıcak çaylarımızı içip,bir şeyler yedikten ve iyice ısındıktan sonra tekrar yola koyulduk.


Eminönü istasyonuna yürümeyi gözümüz yemediği için : ) Sirkeci'de ki duraktan tramvaya bindik.


Ailece çok güzel bir gün geçirdiğimizi düşünüyorum.
O gün bir kaç kere fırtınanın ortasında kalıp,çok üşüyünce "Eyvah! hasta olursak,bu gezi burnumuzdan gelirse" diye çok düşündüm ama çok şükür üçümüzde çok iyiyiz : )

Pazar günkü gezi için bir video klip hazırladım.
Bütün resimlerin yanında birde video çekimleri var,videoda ki sesleri bilerek bıraktım,rüzgarın ve fırtınanın sesini duyabilmeniz için.
Müzik olarak Görevimiz Tehlike : ) 'nin Ahmet Koç versiyonunu kullandım.
Sonuçta tehlikeli bir gezi yapmıştık : )


*Bu gezi o kadar hoşumuza gitti ki,Pazartesi günü kızım-yengem ve yeğenlerimle tekrar gittik.
Bir gün önce gittiğim zaman karlar çiğnenmiş ve çoğu erimişti, yengemlerle gittiğimiz gün karların çokluğu ve bembeyazlığı ile büyülendik.

En kısa zamanda Pazartesi gününe ait resimleri de yayınlayacağım.
Bu resimleri sevdiyseniz,onlara bayılacaksınız.

5 yorum:

CRAZYSOUL dedi ki...

Benim Annem bu işi biliyor yau ^^

SOFRAM dedi ki...

Muhteremciğim bize karda çok güzel bir İstanbul gezisi yaptırdın. Şeker bayramında geldiğimizde buraları gezmiştik, bir de kar yağmış halini görmek güzel oldu. Anılarımızı tazelemiş olduk, ellerine emeğine sağlık canım epeyi uğraş vermişsin, teşekkürler...
Sevgilerimle...

Muhteremle Geziye dedi ki...

Canım oğlum (crazy soul),
Annesine yorum yaparmış,keşke sende İstanbul'da olsan buraları birlikte gezsek,ne iyi olurdu.
Bu arada bana video yapmayı sen öğrettin oğlum,sen iyi bir öğretmensin : )
Bıkmadan,usanmadan her sorumu yanıtlayıp,göstermiştin.
İlk videolarıma göre, artık daha iyi yapıyorum.
Acemiliği atlattığımı düşünüyorum.
Kendine iyi bak,Allah'a emanet ol.
* * * * * * * * *
Fatma ablacığım,
Geziyi beğenmenize çok sevindim.
Sürekli gördüğümüz yerlerin karlı halini görmek benide çok heyecanlandırıp,sevindirdi,hemen fazla vakit kaybetmeden resimleri yayınladım.

disal dedi ki...

o kadar keyifle okudumki yazını....ama okurken bende dondum...üşüdüm...nedense kendimi kaptırmışım....

resimler harika olmuş.....bayıldım...biz sıcak evlerimizde istanbulu gezmiş olduk....teşekkürler.....karlı halide daha güzel görünüyor.....

Adsız dedi ki...

yurtdisinda yasayip da uzun sure bu yerlerde calismis biri olarak yazinizi netten kesfetmenin mutlulugunu yasiyorum..butun senelerim gozumun onunde canlandi..guzelim sirkeci sultanahmet karlar alti istanbul..
insallah bu subatta izne geldigimde kar yagar da ben de boyle bir gezi yapabilirim..
cok tesekkurler
selamlar