SONBAHAR GEZİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SONBAHAR GEZİLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2025 Salı

YILDIZ PARKINDA SONBAHAR (2)

Muhterem'le Geziye
Yıldız parkı, İstanbul'un göbeğinde olup Sonbaharı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir parktır. 
Ağaç çeşitliliği sayesinde, farklı yaprak modellerine sahip ağaçların sararmış hallerini parkta görebilirsiniz.
"Yıldız Parkında Sonbahar" yazı dizimizin 2. bölümündeyiz.

5 Kasım 2025 Çarşamba

YILDIZ PARKI SONBAHAR

Muhterem'le Geziye
Yıldız parkını Sonbahar da gezmeye ne dersiniz?
Bugünden itibaren, geçen Kasım ayında yaptığımız gezide çektiğim resimleri yayımlayacağım.
Resimleri havuzun çevresinden ve Boğaziçi'ne bakan yerlerden çektim.

10 Ocak 2020 Cuma

YILDIZ PARKI

Muhterem'le Geziye
Yeni yılın ilk yazısından merhaba😊
Geçtiğimiz yılın son yazıları İstanbul harici yazılar oldu.
İstanbul ile ilgili yayınlayacak pek çok konu birikti.
Yeni yılla birlikte İstanbul gezi yazılarına da sık sık yer vereceğim.


4 Mart 2019 Pazartesi

FLORYA SOSYAL TESİSLERİ (2)

Muhterem'le Geziye
İ.B.B. Florya Sosyal Tesislerine ait yazı dizimizin 2. bölümündeyiz.
Birinci bölümde tesisle ve ulaşımla ilgili yeterince bilgi verdim.
Bu bölümde bilgiden daha çok manzara resimleri olacak.
3. ve son bölümde ise yine tesise ait resimler, çevre düzenlemeleri ve bahçe marketten çiçek resimleri olacak.
Önemli Not;
Bu yazıda görünen, bahsedilen, mekan, firma ve markalarla işbirliğim yoktur, reklam değildir. 
Bu yazı, gezi tavsiyesi olarak hazırlanmıştır.

8 Ocak 2018 Pazartesi

BEYKOZ KORU SOSYAL TESİSLERİ

Muhterem'le Geziye
Bir kaç bölümdür Beykoz Korusu ile ilgili paylaşımlar yapıyordum.
Koru ile ilgili resimlerimiz bitti.
Elbette Beykoz Korusuna gidip de sosyal tesislere uğramadan dönülmez.
Bugünkü konumuz Beykoz korusunun içinde yer alan "İ.B.B Beykoz Koru Sosyal Tesisleri" olacak.
Bu arada, şunu hemen belirteyim İ.B.B'nin Beykoz da 2 sosyal tesisi varmış.
Birisi bugünkü yazımıza konu olan Beykoz korusunun içinde yer alan "Beykoz Koru Sosyal Tesisleri", diğeri de Çubuklu sahilinde yer alan "Beykoz Sahil Sosyal Tesisleri"
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin işlettiği sosyal tesisler, fiyat açısından benzerlerine göre çok daha hesaplı oluyor.
Önemli Not;
Bu yazıda görünen, bahsedilen, mekan, firma ve markalarla işbirliğim yoktur, reklam değildir. 
Bu yazı, gezi tavsiyesi olarak hazırlanmıştır.

3 Ocak 2018 Çarşamba

BEYKOZ KORUSU (2)

Muhterem'le Geziye
Beykoz korusuna ait yazı dizisinin 2. bölümündeyiz.
Bu bölümde korunun diğer giriş kapısına doğru yürüyüp, orada ki kır bahçesinin önünden tekrar geriye döneceğiz.
Bir sonra ki bölümde de Beykoz Korusu Sosyal tesislerine ait resimleri yayınlayacağım.


27 Aralık 2017 Çarşamba

BEYKOZ KORUSU

Muhterem'le Geziye
Beykoz'a 2 yıl önce kardeşimle yaptığımız gezinin ayrıntılarını yayınlamaya devam ediyorum.
Bugün Beykoz Korusunun içinde çektiğim resimlerin ilk bölümünü yayınlayacağım.
Bu bölümde koruya sahil bölümünde ki kapıdan giriş, sosyal tesislerin olduğu alan ve ceylan maketinin ve mini şelalenin olduğu yere kadar olan bölümün resimlerini yayınlayacağım.
2. bölümde ise yürüyüş yollarını, çevreyi ve diğer kapının civarında yer alan kır kahvesinin resimlerini yayınlayacağım.


21 Aralık 2017 Perşembe

BEYKOZ SAHİLLERİ

Muhterem'le Geziye
Bugünkü gezi rotamız Beykoz sahillerine olacak.
Gezimiz 3 bölüm sürecek, 1. bölümde Beykoz sahilleri, 2. bölümde Beykoz Korusu, 3. bölümde ise Beykoz Korusu Sosyal Tesisleri olacak.
Baştan söyleyeyim bu geziyi 25 Aralık 2015 tarihinde kız kardeşimle gerçekleştirdim.
Fakat vaktinde yayınlamak kısmet olmadı.
Geçtiğimiz bahar aylarında da eşimle gidince bu resimleri yayınlamadığım aklıma geldi.
Yaz tatili sonrası ancak fırsatım oldu.
Yıl eski olabilir ama gün olarak yine bu günlerdi ve mevsim olarak sonbahar etkileri vardı.
Eşimle gittiğimiz gün de yine bu bölümde gördüğünüz güzergahı çektim ama bahar mevsiminde olduğu için biraz daha farklı resimler oldu.
Ayrıca o gün, Beykoz Merkez Serbostani Mustafa Ağa Camisinin de, İshak Ağa Çeşmesinin de (10 Çeşmeler) resimlerini çektim, hepsini ayrıca yayınlayacağım.


21 Nisan 2017 Cuma

ÇAMLICA SOSYAL TESİSLERİ

Muhterem'le Geziye
Uzun yıllardır Çamlıca tepesine giderim, Muhterem'le Geziye için en güncel hallerini, farklı mevsimlerde ki resimlerini çekerim ve buradan  paylaşırım.
Bugüne kadar ilkbahar, yaz, sonbahar mevsimlerinde ki halini yayınladım.
Bu bölümde gördüğünüz resimleri Ocak ayında çektim ama kar olmayınca doğal olarak kış görüntüsü olmuyor.
En çok kar altındaki halini merak ediyorum ama karlı havada Çamlıca'ya gitmek çok zor 😔
Neyse konumuza dönelim, bugünkü konumuz Çamlıca tepesinde bulunan İ.B.B Sosyal tesisleri.
Önemli Not;
Bu yazıda görünen, bahsedilen, mekan, firma ve markalarla işbirliğim yoktur, reklam değildir. 
Bu yazı, gezi tavsiyesi olarak hazırlanmıştır.

14 Nisan 2017 Cuma

ÇAMLICA TEPESİ 2017

Muhteremle geziye
Çamlıca tepesinden bu mevsimde resim yayınladığım zaman genellikle lale zamanı oluyor ve resimlerin çoğu lale resmi oluyor.
Fakat bugün paylaşacağım resimlerin çekim tarihi 19 Ocak olduğu için hiç lale yok ve ne yazık ki o gün hava çok puslu ve sisli olduğu için muhteşem Boğaziçi bile çok net görünmüyor.
Şimdi diyeceksiniz ki "madem resimlerden ve mevsimden memnun değilsin, neden resimleri paylaşıyorsun?" ben bir yerin her halini ve her mevsimini görmeyi çok severim.
Çamlıca tepesinin daha önce ilkbahar-yaz ve sonbahar hallerini bol bol yayınladım.
Bu mevsimden de bir bölümü olmasını istedim.
Bu arada şu bir gerçek ki havanın açık olması mevsime bağlı değil, ben daha çok bahar aylarında Çamlıca'ya gidiyorum ama inanın çoğunda yine hava puslu oluyor.
Çamlıca Ocak ayında kar yokken bu halde oluyor.
Gönül isterdi ki bol bol kar olduğu zaman karlı halini paylaşayım ama kar zamanı Çamlıca'ya gitmek çok zor😒

22 Kasım 2016 Salı

ARNAVUTKÖY BOĞAZKÖY

Muhterem'le geziye
Arnavutköy serisine devam ediyorum.
Bugünkü durağımız Boğazköy.
Boğazköy'e sonbahar da gitmiştik, resimlerde ki renk tonlarından anlayabilirsiniz.
Bu arada resimlerde kesinlikle renk tonlaması, filtreleme yapılmamıştır, resimler orjinal renginde yayınlanmıştır.
Boğazköy gezimizde daha çok ara yolları ve doğal ortamların olduğu yerlere gittik.
Şehir içinden resim yok.
Biz Boğazköy de gezdikten sonra Göktürk'ten geçip, Hasdal'dan çıkış yapmıştık.
Yazının sonuna doğru olan resimlerde o güzergahı ve muhteşem gün batımını görebilirsiniz.


14 Kasım 2016 Pazartesi

ARNAVUTKÖY-ÇATALCA

Muhteremle geziye
Arnavutköy yazılarımı seriye bağlamış durumdayım😁
Arnavutköy ve Çatalca'ya ait bir kaç bölümlük daha yazı hazırlayacağım, son olarak Çatalca İnceğiz Mağaraları ile ilgili hazırlayacağım yazı ile bu bölgeyi şimdilik bitireceğim.


9 Kasım 2016 Çarşamba

ARNAVUTKÖY BALABAN KÖYÜ (2)

Geçen hafta ilk bölümünü yayınladığım Arnavutköy Balaban Köyü hakkında ki yazı dizisinin 2. bölümündeyiz.
1. bölümde köyün içinden resimler paylaşmıştım.
Bu bölümde ise köyün biraz dışından resimler paylaşacağım.
Biz bu geziyi sonbahar da yapmıştık, resimlerde özellikle doğa resimlerinde sonbaharı hissedeceksiniz.
Balaban köyü Arnavutköy'e bağlı bir mahalle, yüzölçümünün önemli bir bölümünün eskiden adı Terkos Gölü olan Durugöl'e ve Karadeniz'e kıyısı vardır.


1 Kasım 2016 Salı

ARNAVUTKÖY BALABAN KÖYÜ

muhteremle geziye
Daha önce bahsetmiştim, biz eşimle şehirden bunalınca canımız gezmek isteyince Arnavutköy veya   Çatalca gibi İstanbul'un içinde ama şehir kargaşasından uzakta olan yerleri seçeriz.
Bugün yayınına başlayacağım Balaban Köyü gezisi böyle bir günde gerçekleşti.
Her zaman ki gibi Arnavutköy'e gitmeye niyetlendik ama yolda tabelaları görünce "Balaban Köyü nasıl bir yer acaba?" diyerek yönümüzü o tarafa çevirdik.
Bu gezi biraz da yol hikayesidir, bazı resimler araba seyir halindeyken çekilmiştir.


25 Ocak 2015 Pazar

POLONEZKÖY

Riva gezimizi dönüşte Polonezköy'e uğrayarak bitirdik.
Yıllardır hep Polonezköy'e gitmek istemiştim ama bir türlü fırsat bulamamıştık.
Bu kadar yakınına gelince uğramadan dönmeyelim dedik.
Biz sonbaharda gittik, çok kalabalık değildi fakat günün büyük bölümünü Riva'da geçirdiğimiz için çok fazla vaktimiz yoktu.
Çok ayrıntılı dolaşamadık, bir aktivite de bulunamadık.
İnşallah bir de yaz aylarında görmek kısmet olur, o zaman daha bol ve güzel resimler çekebilirim.

Solda ki yol Bozhane-Öğümce, sağda ki yol Polonezköy'e gidiyor.

Polonezköy'e giderken yol güzergahında hayvan rehabilitasyon merkezi varmış.
Yollar da inanılmaz yoğunlukta köpekle karşılaştık.
Hiç abartısız yüze yakın köpek gördük.
Hepsi yollarda kendi halinde dolaşıyordu.
Bazı yerlerde barakalar vardı, koloni halinde o barakaların civarında dolaşıyorlardı.








Yollar çok güzeldi, özellikle ağaçlarla çevrili yollar da yolculuk yapmak çok güzel oluyor.

Yol güzergahında "sülün üretim istasyonu" gibi pek çok hayvanı koruma altına alan yerler var.

adampol
Sonunda Polonezköy'e ulaşıyoruz.
Polonezköy'ün ilk isminin "Adampol" olduğunu biliyor muydunuz?
Bu güzel ve şirin köy hakkında kapsamlı bilgi almak için bakınız;
Polonezköy Gezi ve Kültür Rehberi

POLONEZKÖY HAKKINDA KISA BİR BİLGİ;
Polonezköy, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan, eski adı Adampol olan, ünlü bir Polak köyüdür.
Karadeniz sahilinden 20 km; İstanbul'un Boğaziçi kıyılarından ise 15 km uzaklıktadır.

Tarihi;
Polonezköy 1830 Polonya Ayaklanması sırasında hükümet başkanı, daha sonra da Polonyalı sürgünlerin siyasî lideri olan Prens Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kuruldu.
Köyün adı kurucusunun adı olan Adam’dan dolayı Adamköy (Lehçe: Adampol) olarak türetilmiştir.
Köyün bulunduğu arazi, 1830'lu yıllarda Saint Benoit Fransız Lisesi'ni yönetmekte olan Lazarist rahipler tarafından çiftlik olarak düzenlenmişti.
O zamanlar Polonyalıların siyasi göçünün merkezi Paris’ti.
Prens Adam Czartoryski’nin amacı ise, ikinci bir siyasi merkezini Osmanlı Devleti sınırları içinde kurmaktı.
Bu amaçla Michal Czajkowski’yi temsilcisi sıfatıyla Osmanlı Devleti’ne gönderdi. İstanbul’a geldikten sonra 1850 yılında İslamiyet’i kabul ederek Mehmed Sadık Paşa adını alan Czajkowski, Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Lazaryen rahiplerden gelecekte Adampol’un kurulacağı ormanlık bir araziyi satın aldı.
İlk başta ancak 12 kişinin oturduğu köye sonraki yıllarda en çok geliştiği dönemde 220 sakin yerleşti.

Yıllar geçtikçe Polonezkoy/Adampol gelişti, köyün nüfusu 1830 Polonya Ayaklanması ve 1853 Kırım Savaşına katılan askerlerin yanı sıra Sibirya sürgünü ve Çerkes esaretinden kaçan Polonyalılarla arttı. İlk Polonezkoy sakinleri çiftçilik, hayvancılık ve ormancılıkla meşguldü. Daha II. Dünya Savaşı öncesinden başlayarak ilk tatilciler Polonezköy’e gelmeye başladı.
1938 yılında Polonezköy sakinleri T.C. vatandaşlığına kabul edildiler.
1968 yılında Polonezköy sakinleri işledikleri topraklar üzerinde tapu hakkına sahip oldular. 

Günümüzde;
Polonezköy’de yaklaşık olarak 1.000 kişi yaşamaktadır.
Bunlar arasında 40 kişi düzgün Lehçe konuşmaktadır.
Adampol-Polonezköy’de her yaz Polonezköy’ün Polonya ile olan bağlarını vurgulayan Polonezköy festivali düzenlenmektedir.
Polonezköylüler, bu festivale katılan folklor gruplarını kendi maddi olanaklarını kullanarak davet etmektedirler.

Ulaşım;
İstanbul'un Avrupa yakasından yola çıkıp Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü geçtikten sonra, Kavacık sapağından, Kavacık mevkisini geçtikten 1 km. sonra sola dönüp daha sonra Acarlar sitesinden sağa dönerek Polonezköy'e tabelaları izlenerek ulaşılabilir.
Kaynak


adampol
Polonezköy aslında tam bir tatil cenneti, isterseniz günü birlik, isteseniz köyde bulunan pek çok pansiyon, otel veya motel de gece konaklayarak şehir kalabalığından ve kargaşasından uzak tatil yapabilirsiniz.

Adampol

 Bu yol Polonezköy Tabiat Parkına gidiyor.


koşu ve yürüyüş parkuru

koru

Günün sonunda eve doğru yola çıkıyoruz.
Bir gezinin daha sonuna geldik.
Yeni bir gezi yazısında görüşmek üzere....

22 Ocak 2015 Perşembe

RİVA KALESİ

Castle
Riva yazı dizimize "Riva Kalesi" ile devam ediyorum.
Riva'ya gittiğimiz gün köyün içinde dolaşıp, tabiat parkında piknik yaptıktan sonra dönüş yolunda son anda kaleyi fark ettik.
Hemen geri dönüp bu tarihi kaleyi ziyaret ettik.

13 Ocak 2015 Salı

RİVA ELMASBURNU TABİAT PARKI

piknik masası
Riva gezimize Elmasburnu Tabiat parkı ile devam ediyoruz.
Biz Riva'ya Ekim ayında rüzgarlı bir günde gitmiştik.
Plaj resimleri güneşli günlerde daha güzel çıkar ama bu tür yerleri birde soğuk havada görmek güzel oluyor.
O gün hava o kadar rüzgarlı ve soğuktu ki piknik yapacağımız masayı en kuytu bir yerden seçtik.
Rüzgarın şiddetinden denize karşı oturmak imkansızdı.
Elmasburnu tabiat parkı resimlerine önce parkın kapısının önünde ki manzara resimleri ile başlamak istiyorum.

8 Ocak 2015 Perşembe

RİVA

Muhterem'le Geziye
Riva, İstanbul'un bozulmadan kalabilen nadir yerlerinden birisidir.
Beykoz'un köylerinden birisidir, Karadeniz'e kıyısı olan muhteşem bir sahil köyüdür.
Geçtiğimiz sonbaharda oğlum ve kızım ile birlikte uzun zamandır gitmek istediğim Riva'ya gittik.
Hava çok soğuktu ama yine de ben istediğim kadar resim çekebildim, gitmek istediğim her yerini gezdim.
Yazı dizisi olarak Riva yazılarını hazırladım.
Linklere tıklayarak yazılara ulaşabilirsiniz.
1. bölümde (yani bu bölüm) Riva'ya genel olarak bakacağız.
2. bölümde Elmasburnu Tabiat Parkı
3. bölümde Riva Kalesi
4. bölümde ise dönüş yolunda uğradığımız Polonezköy resimlerini yayınladım.

23 Aralık 2013 Pazartesi

BELGRAD ORMANINDA PİKNİK

Piknik yapmayı sever misiniz?
Piknik alışkanlığınız sadece yaz aylarını ve gündüz saatlerini mi kapsıyor?
Soruları benim cevaplamam gerekirse, ben piknik yapmayı severim ama eşim pek uğraşmak istemez.
Piknik yapsak bile mutlaka sıcak havalarda ve gündüz saatlerinde yaparız.
Geçtiğimiz Kurban bayramının ertesi günü kız kardeşimden piknik teklifi geldi.
Piknik için Belgrad ormanında öğleden sonra buluşacaktık, akşam saatlerinde geri dönecektik.
Öğleden sonra buluştuk, mangal-gezi-çay-sohbet derken akşam 20.30'a kadar kaldık.
Daha önce hava kararınca bir piknik alanında ya da ormanda bulunmamıştım, bizim için güzel bir değişiklik oldu.

Yemek işlerine başlamadan önce çevrede çocuklarla beraber kısa bir yürüyüş yaptık.
Yürüyüşe çıktığımız zaman atların otladığı etrafı çitle çevrili büyük bir alan gördük.

Bir grup kadın da ormanda mantar toplamaya çıkmıştı.







Çiğdem Çiçeği 



Artık mangal için ateş yakmanın zamanı geldi. 





Piknik demek mangal demek ama ben çaysız bir piknik düşünemiyorum.
Semaverde demlenmiş mis gibi sıcacık bir çay, soğuk hava da çok iyi oluyor.


Kız kardeşim ve eşi hava güzel olduğu zaman sık sık piknik yaptıkları için kendilerine kamp sandalyeleri ve portatif piknik masası almışlar.
Gittikleri yerde piknik masası yoksa kendi ekipmanlarını kuruyorlar.




 Yeni bir gezi yazısında görüşmek üzere...