3 Ocak 2009 Cumartesi

EMİRGAN KORUSU-2008


*Bu yazı dizisinde göreceğiniz resimler 16 Nisan 2008 tarihinde çekilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi 3 yıldır, İstanbul'da Lale festivali düzenliyor.
2008 yılında ki festival 5 Nisan'dan 13 Nisan'a kadar sürdü.
Bu süre lalelerin açtığı ve en güzel olduğu günler.
Ben Emirgan Korusu'na festivalin bitiminden 3 gün sonra gittim.
Ne yazık ki lalelerin büyük çoğunluğu yapraklarını dökmeye başlamıştı.
Tabii lalelerin bulunduğu yerin bol güneş ve rüzgar alan bir yerde olmasıda yapraklarını dökme sürecini hızlandırıyor.
Lale Festivali kapsamında gezdiğim ve resimlerini yayınladığım diğer yerler için bakınız;

Sultanahmet'te Lale Zamanı

Gülhane Parkı'nda Lale Zamanı

Gülhane Parkı'nda Lale Zamanı 2. Bölüm

Çamlıca Tepesi'nde Lale Zamanı

Çamlıca Tepesi'nde Lale Zamanı 2. Bölüm

Yedikule Soğanlı Bitkiler Parkı'nda Lale Zamanı


16 Nisan'da Sarıyer-Yeniköy'de oturan ablamı ve kızkardeşimi ziyaret ettim.
Daha sonra birlikte bir taksiye binip Emirgan Korusu'na gittik.
Emirgan Korusuna gitmek için özellikle hafta içini tercih ettik,çünkü hafta sonları çok kalabalık oluyor ve rahat resim çekemiyorsunuz.
O gün havanın hafif yağışlı olmasınında etkisi ile sakin bir gün geçirmiş olduk.
Emirgan Korusu'nun 3 girişi var, biz sahil tarafından giriş yaptık.
Taksiden sahildeki yolda indik ve yukarıya doğru muhteşem boğaz manzarası eşliğinde yürüdük.

erguvan ağacı

Bahar aylarında mor rengi ile tüm Boğaziçi'ni kaplayan Erguvan ağaçları yeni yeni açıyorlardı.


Girişte, yapraklarını dökmüş ve çürümeye başlamış laleleri görünce moralim bozuldu ama neyseki üst taraftaki laleler bu kadar kötü durumda değildi.


Giriş kısmında ki saatin çiçekleri çok sade hazırlanmıştı.

pink mansion
Pembe Köşk;
Mısır Hidivi İsmail Paşa tarafından yaptırılan üç köşkten biri olan Pembe Köşk, iki katlı tam bir Osmanlı evi tarzında hazırlanmış.
Ahşap kaplamalı, ismine uygun olarak sardunya pembesine boyatılmış, pembe renkli bir köşk. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir kuruluşu olan Beltur tarafından işletilen Pembe Köşk hafta sonu kafeterya olarak hizmet veriyor.
Sarı veya Pembe Köşkte dinlenip,çayınızı yudumlayabilir, bir şeyler yiyebilirsiniz.


Pembe Köşkün yanından yukarıya doğru yürüdüğünüzde karşınıza şanlı bayrağımız çıkıyor.
yellow mansion
Sarı Köşk;
1871-1878 tarihleri tarafından Hıdiv İsmail Paşa tarafından yapılmış Sarı köşk Şale
üslubunda bir kuş evi görünümünde tasarlanmıştır.
Bir sofa etrafında toplanan plan şeması Türk insanının o dönem ki yaşama düzeninin gelenekselliğini yansıtmaktadır.
Tavan ve duvar süslemeleri Sarkis Balyan tarafından yapılmış köşkün yüksek kapı
ve pencereleri, iç mekanlardaki parlak renkli zengin işlemeler o dönemin ihtişamını
yansıtmaktadır.
İç tavan çiçek motifli yağlı boya figürler, dış cephe ise el oyma
sanatının seçkin süslemeleri ile zenginleştirilmiştir.
İnşa edildiği tarihten itibaren yıllarca süreyle ilk sahipleri tarafından kullanılan Sarı
Köşk 1996 – 1997 yıllarında İstanbul Belediyesi tarafından büyük bir titizlilikle
restore edilmiş ve tadilatlar neticesinde işletilmek üzere Beltur A.Ş‘ye
devredilmiştir.


yellow mansion











Üstteki video Sarı Köşk'ün alt tarafından çekilmiştir.





white mansion
Beyaz Köşk;
Emirgan korusu içindeki 3 köşkten birisidir.
Diğer köşklere göre daha yüksek konumda olduğu için bahçeden Boğaz izlenebilmektedir.
İsmet Paşa tarafından Neo Klasik tarzda yaptırılmıştır.
Bu köşkte restorant ve cafe tarzı hizmet yoktur.

Emirgan'da 2008 yılında ki Lale Festivalinde konulu lale peysajları hazırlanmıştı.
Bunlardan en ilgi çekici olan "Lale Deresi" benim gittiğimde biraz solmuştu ama yinede çok güzel görünüyordu.


Kırmızı-sarı-beyaz laleler ve mavi muskari çiçekleri ile bir dere görüntüsü oluşturulmuş,hatta üzerinde ki ahşap köprüsü bile yapılmıştı.










Üstteki videoda Lale Deresini görebilirsiniz.






















Bir sonraki yazımızda yine Emirgan'daki laleler ve konulu lale peysajları olacak.
Görüşmek üzere!....

2 Ocak 2009 Cuma

FİLİSTİN MİTİNGİNE GİDELİM

BEN FİLİSTİN'Lİ ÇOCUK!
Benim de yuvam vardı ufacık.
Siz ne kadar şanslısınız!
Rüyalarınız bile şen, şakrak,
Ben ise rüyamdan bile ağlayarak,
Gece uykumun arasında,
Uyanıyorum korkarak!

Siz yaşadınız mı hiç:
Top mermileri arasında bağırarak,
Tankların altında ezilirken,
Korkuyla uykudan uyandığınızı,
Gördünüz mü hiç?
Gündüz böyle,gece böyle, rüyada böyle,
Hangisi gerçek, hangisi düş,
Bilmiyorum ben de.
Ben böyleyim işte,
Ben, Filistinli çocuk! …

Sımsıcak yuvalarınızda,
Anneniz, babanız, kardeşleriniz,
Neşeyle yaşıyorsunuz siz.
Ya ben? Ya ben nasılım? ...
Zindanlarda sürünen,
Haylini bile unuttuğum babam! ...
Kim bilir nerede? ...
Yaşıyor mu acaba?
Üzülüp ağladığım zaman,
Gelip başımı okşayan,
Göz yaşlarımı silen bir babam olsaydı! ...
Ama yok artık benim babam!
Çünkü ben, babası zindanlarda çürüyen,
Ona ağıtlar yakıp üzülen, Filistinli çocuk! ...
Elinize bir diken batsa,
Bir yeriniz kesilse, kanasa,
Hele kolunuz, bacağınız kırılsa,
Canınız nasıl yanar! ...
Nasıl ağlarsınız değil mi acı acı! ...
Ya ben nasılım?
İşte ben buyum,
Ben, Filistinli çocuk!

Benim acılarımı ancak,
Ağaçlar, kuşlar kadar,
Duyabiliyor musun sen? ...
Nerde buzullar arasında sıkışıp kalan Balinaları kurtarmaya çalışanlar? ...
Nerede petrole batan kuşlara,
Üzülüp ağıtlar yakanlar?
Nerede sokak köpeklerine acıyıp,
Onlara yardıma koşanlar? ....
Bir balina, bir kuş, bir köpek kadar,
Benim de değerim var.
Yıllardır dinmedi gözyaşım,
Ben hep ağlıyorum!
Göz yaşlarım bile kurudu,
Tıpkı çöller gibi!
Sen benim gözlerimden yaşların,
Aktığını mı sanıyorsun?
Senin gördüklerin gözyaşı değil,
Onlar, gözyaşı yerine akan,
Sizler gülüp oynayın,
Halay çekip türkü çağırın!
Balinalara yardıma koşun,
Petrole batan kuşları kurtarın!
Onlar için göz yaşı dökün!
Köpekleri kurtarın siz! ...
Belki de hiçbir zaman,
Artık olmayacak babam! ...
Keşke ben de sizler gibi,
Koşup "Baba! " diyebilseydim…
Kollarına atılıp, sarılsaydım boynuna,
Oyunlar oynasaydım onunla.
Bir kuş, bir köpek, bir balina kadar Bana yardıma koşmayanlar!
Ben inlerken zulüm altında,
Ben ezilirken tanklarla,
Kollarım kırılırken taşlarla,
Herkes bana seyirci kalıyorsa,
Utansın bütün insanlık!
Utansın bütün dünya!İsrailli askerler tarafından,
Kolları taşlarla kırılan,
Bacakları tekmeyle, dipcikle ezilen,
Feryadıma hayvanlar bile dayanamazken,
Herkes tarafından seyredilen,
Ben, Filistinli çocuk! ...

Damarlarımdan süzülüp gelen kan! ...
Ben kan akıtıyorum gözlerimden! ...
Ben kan ağlıyorum ciğerimden! ...
Yakında o da kuruyacak,
Tıpkı göz yaşlarımın kuruduğu gibi! Çünkü ben olmayacağım artık! ..


SESSİZ KALMAYIN SES VERİN!
İsrail 6 gündür Filistin'i bombalıyor.
Genç-yaşlı-çocuk-kadın-erkek-asker-sivil ayrımı yapmadan dünyanın gözü önünde masumları öldürüyor.
Televizyondan olanları seyredip, gözyaşı dökmekten ve bu Pazar günü Çağlayan'da düzenlenen mitinge katılarak Filistin'li kardeşlerimizin yalnız olmadığını göstermekten başka bir şey yapamıyoruz.
Rabbim İsrail'e insaf versin.
Mitingi bir siyasi parti düzenliyor diye gelmemezlik yapmayın.
O gün orada sağcı-solcu-laik-dindar ayrımı yapmadan tek yürek olmak için, Filistin için toplanıyoruz.
Miting ile ilgili gazetede çıkan yazıyı buradan okuyabilirsiniz.
Yazı Yeni Şafak gazetesinden alınmıştır.

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarının protesto edileceği dev bir miting düzenliyor.
4 Ocak Pazar günü saat 12.00'de Çağlayan Meydanı'nda düzenlenecek Filistin'e Destek Mitingi'ne 1 milyonun üzerinde katılım bekleniyor.
Mitinge 60'ın üzerinde sivil toplum kuruluşu da destek verecek.
SP İstanbul İl Başkanı Sadrettin Karaduman, pazar günü bütün duyarlı vatandaşları Çağlayan Meydanı'na beklediklerini söyledi.
SP'nin bu mitingin sadece organizasyonunu yaptığını belirten Karaduman, üzerinde parti logosu olmayan binlerce pankartı mitinge destek veren sivil toplum kuruluşlarına dağıttıklarını ifade etti.

Mitingde Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuşacağını ifade eden Karaduman, hedeflerinin Çağlayan Meydanı’nda bir milyon kişiyi aşmak olduğunu vurguladı.
Karaduman, “Tüm siyasi partileri, meslek odalarını, sivil toplum kuruluşlarını ve resmi kuruluşları mitinge katılmaya çağırıyoruz. Gelin bu mitinge katılarak Filistin’e destek verelim. İsrail, saldırılarına karşı dünyadan hiçbir ses gelmeyince daha çok vuruyor.
Hep beraber İsrail’i protesto edelim, onları uyaralım” dedi.
Mitingin Arap televizyon kanalları El Cezire ve El Arabi tarafından canlı yayımlanacağını kaydeden Karaduman, mitingin saat 12.00 ile 16.00 arasında gerçekleştirileceğini kaydetti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş ise partisinin İzmir İl Başkanlığı'nda düzenlediği toplantıda, İsrail'in son 2 yıldır Gazze'yi açık bir hapishane haline getirdiğini ifade etti.
ELÇİMİZİ ÇEKELİM
Kurtulmuş, saldırıların sona erdirmek için Türkiye'nin uluslararası toplumu harekete geçirmesi gerektiğini söyledi:

"Türkiye, bütün uluslararası kuruluşları harekete geçirerek, İsrail'i durduracak siyasi kararlığı ortaya koymalıdır. Bu zulüm durana kadar Türkiye, Suriye-İsrail arasındaki barış görüşmelerinden çekildiğini derhal ilan etmelidir. Büyükelçimiz Tel Aviv'den geri çekilmelidir. Parlamentoda bulunan İsrail-Türkiye dostluk grubuna üye olan milletvetkillerimiz istifa etmelidir. 170'e yakın milletvekili istifa etmiştir, ama bir o kadar daha milletvekili bu gruba halen üyedir. Hükümet, yardım kuruluşlarının Gazze'ye gönderilmesi konusunda gerekli kolaylığı sağlamalıdır."

HERKESİ 4 OCAK 2008 PAZAR GÜNÜ SAAT 12'de ÇAĞLAYAN MEYDANINDA SES VERMEYE DAVET EDİYORUM.

16 Aralık 2008 Salı

GÜLHANE PARKI'NDA SONBAHAR

Yazının başlığına ve resimlerde ki Sonbahar görüntüsüne aldanıp, bu resimlerin Ekim-Kasım aylarına ait olduğunu zannetmeyin.
Bu resimler 14 Aralık 2008 tarihinde yani geçen Pazar günü çekildi.
Son yıllarda İstanbul mevsimleri geriden takip eder oldu.
Sonbahar'da yazdan kalma günleri, kış aylarında ise Sonbahar'ı yaşıyoruz.
Artık Şubat'ta bir kaç gün kar yağarsa yağıyor.
Bahar tam zamanında gelip, tabiat uyanıyor.


Kızımla 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin son gününü Gülhane'de noktalamaya karar verdik.
Gülhane Parkı bizim için gitmekten bıkmayacağımız, sakinliği ile kafamızı dinleyebileceğimiz bir mekan.
Özellikle İstanbul'u kuş bakışı seyredebildiğimiz tepedeki çay bahçesi Gülhane Parkı'nın ve gezimizin olmazsa olmazlarından.
Kızımla gezimizi çay bahçesinde 2 kişilik bakır çaydanlıkla çay keyfi yaparak noktaladık.
Merak edenlere not;
Geçen yıl 2 kişilik bakır çaydanlıkta çay 8 Ytl'ydi, bu yıl fiyat 10 Ytl olmuş.


Parka giderken "Gülhane Parkı'na ait çok resim çektim, bu sefer çekmeyeceğim" diyerek gittim ama parktan içeri adım attığım anda çiçeklerin arasında dökülmüş yaprakların güzelliğine daha fazla direnemeyip, yine resim çektim.
Kurumuş yapraklar menekşelerin arasında o kadar güzel görünüyordu ki bu manzaraya kayıtsız kalamazdım : )
Bu arada Gülhane Parkı'nın her mevsimde (karlar altında-baharda laleler açınca) çekilmiş diğer resimlerini görmek için bakınız;
























Son resimlerimiz çay bahçesinden çekilmiş, kuş bakışı İstanbul resimleri.







Yeni bir gezide görüşmek üzere!.....