23 Ocak 2007 Salı

RUMELİ KAVAĞI ve BOĞAZ

Evlilik yıldönümümüzün olduğu 9 ocak günü,eşim

"Levent'te biraz işim var,

beraber gidelim dolaşmış oluruz"dedi.

Tabi ki ben bu fikre balıklama atladım,

ilk işim fotoğraf makinamı çantama yerleştirmek oldu.

Levent'te işimiz çabuk bitti,havada güzel olduğu için eve gitmek istemedik.

Eve gideceğimize yüreğimizin götürdüğü yere gittik ve

kendimizi Rumelikavağı'nda bulduk.

Semte girer girmez balık lokantalarının elemanları arabanın önüne atlayıp,

müşteri kapmaya çalışıyor.

Sağolsun eşim balık yiyemediğimi bildiği için

balık lokantasına gitmedik.

Levent'ten yola çıktık ve İstinye'den itibaren sahilden gittik.

İlk resimleri Kalender'den çektim.

Hava açık ve güneşli olduğu için resimler pırıl pırıl çıktı.

Saat ilerleyip te birde sis çıkınca sonda ki resimler puslu çıktı.

İstanbul'da Boğaziçi'nde dolaşıpta,

Orhan Veli Kanık anılmadan geçilir mi ?

Geçilmez.

İşte Orhan Veli Kanık'ın yazdığı,

Şekip Ayhan Özışık'ın Hicaz makamında bestelediği harika dizeler;


İstanbul'da Boğaziçi'nde
Bir garip Orhan Veli'yim
Veli'nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim

Urumeli Hisarı'na oturmuşum
Oturmuşta bir türkü tutturmuşum

İstanbul'un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım...
Senin yüzünden bu halim.

İstanbul'un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım...
Boynuna vebalim

İstanbul da, Boğaziçi’ndeyim
Bir garip Orhan Veliyim

Yazan:Ümit Yaşar Oğuzcan
İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Altta ki resimde ki oltaları görünce,

Ümit Yaşar Oğuzcan'ın İstanbul şiiri tam yerini buldu.

Hey gidi Tarabya Oteli hey!

Nerde o güzelim endamın,

nerde eski Türk filmlerinde ki ihtişamlı duruşun.

Siz bakmayın resimde güzel göründüğüne,

yakınına gittiğinizde tadilata girip her tarafı kırıldığı için,

tam bir harabeyle karşılaşıyorsunuz.

Neredeyse binanın sadece iskeleti kalmış,

anlaşılan tam bir tadilattan geçecek.

Tarabya Otelini de geçtikten sonra yavaş yavaş ortalık ıssızlaşmaya başlıyor.

Karşıda ki bölge askeri bölge olduğu için,yapılaşma yok!

İyiki de Askeri bölgeymiş,yoksa şimdiye kadar çoktan binalar dikilip,betonlaşmıştı.

Kıyı boyunca ilerledikçe İstanbul'da olduğunuza inanamıyorsunuz.

Ortalık ıssız ve sakin.

Tabi bu yazdıklarım kış aylarında ve hafta içi geçerli.

Yaz aylarında,hele hafta sonu trafikte bile ilerlemenizin imkanı yok.

Bu resmin çekildiği civarda Telli Baba Türbesi var.

İstanbul'da ki gelinlerin düğün günü gitmeden duramadıkları

meşhur Telli Baba Türbesi.

Türbe hakkında Sarıyer Belediyesinin sitesinde çok ilginç bilgiler var.

İlçede Telli Tabyanın üst tarafından yola yakın yerde

Telli Baba adıyla anılan bir yatır ve türbesi vardır.

Buradaki mezar yıllarca önce Hacı Nimet Abla

(Özden, piyango bileti bayii) tarafından onarılarak türbe haline getirildi.

Aslında mezarda;

Türk balıkçıya âşık olan bir Rum rahibe kızın bulunduğu

öteden beri söylencesi yaygındır.

Rahibe kız Rumelikavağı'ndaki manastırdan deniz yolu ile kaçarken,

kayığının batması üzerine boğularak ölmüş,

cesedi bu mevkide kıyıya vurmuş ve bulunduğu yerin

az yukarısında gömülmüş, mezarı üzerine de gelin teli konulmuş!

Fakat zamanla söylenceler değişikliğe uğramış ve

"Telli Gelin" "Telli Baba" olup çıkmış!

Bir başka iddia ise Telli Tabya'da bekçilik yapan bir ermişin

ölmesi üzerine buraya gömülmüş olması nedeniyle "Telli Baba" denildiğidir.

Ve Rumeli Kavağına giriş yapıyoruz.

Yaz aylarında Boğaz turuna katıldığımızda denizden gittiğimiz gürezgahı,

bu sefer karadan ve Avrupa yakasından gitmiş olduk.

Rumeli kavağı vapur iskelesi ;

Şehir hatları işletmesinin Avrupa yakasındaki son iskelesi.
Rumelikavağı'nda ki resimler hep deniz kıyısından oldu.

Deniz varken insanın gözü başka bir şeyi görmüyor.

Rumelikavağı'nın nerde olduğu ile ilgili küçük bir kaç bilgi;

Rumelikavağı, Sarıyer ilçesinin deniz sahilinde yer alan

bir yerleşim bölgesi olup Yenimahalle,

Maden, Zekeriyaköy ve Garipçe Köyünden sınır alır.

Taksim'e 22, Eminönü'ne 27 km uzaklıktadır.

Rumelikavağı,İstanbul Boğazı'nın en kuzeyinde,

Sarıyer ilçesine bağlı,balığı,midyesi ve inciri ile meşhur bir semttir.

Sahilde, Rumelifeneri ve Sarıyer arasında kalır.

Karşıda gördüğünüz yer,Anadolu Kavağı.

Boğaz turuna çıktığınız zaman vapurun en son durduğu ve mola verdiği yer.

Tepede görünen kalenin ismi Yoros Kalesi.

Yoros Kalesi,1190 yılında Cenevizli'ler tarafından yapılmış,

daha sonra Bizans ve Osmanlıların eline geçmiş.

Sahilden Yoros Kalesine çıkmak mümkünmüş ama

en az yarım saat yokuş yukarıya yürümeniz gerekiyormuş.

Çıktığınızda sizi bekleyen manzara buna değiyormuş.

Yoros Kalesinden Karadeniz'den Boğaza giriş yapan gemileri seyredebiliyormuşsunuz.

Burasıda Boğazın Karadeniz'e açıldığı yer,

sık geçen gemileri sahilden izleyebilirsiniz.

Altta ki bilgi wowturkey.com sitesinden alınmıştır.

RUMELİKAVAĞI'NA NASIL GİDİLİR?
Boğaziçi'nin kuzey ucundaki bu köye ulaşmak için;
İETT'nin 4.Levend Metro aktarma istasyonundan her

30-40 dakikada bir kalkan "25A" hat numaralı "4.Levend-Rumelikavağı"

otobüslerine binilebilir

(seferler, gün boyunca karşılıklı olarak 27'şer defa gerçekleştirilir).

Şehirhatlarının 18:20'de Eminönü "1" numaralı Boğaz iskelesinden yapılan

"Eminönü-Boğaziçi-Sarıyer-Rumelikavağı-Anadolukavağı" seferi ile

ulaşılabilinir (Rumelikavağı'na; 19.55'de ulaşır).
Şehirhatlarının gün içinde 10:35 ve 13:35'de gerçekleştirdiği ve

Eminönü "1" numaralı Boğaz iskelesinden yapılan

"Eminönü-Beşiktaş-Boğaziçi-Sarıyer-Rumelikavağı-Anadolukavağı"

ÖZEL GEZİ seferi ile ulaşılabilinir (Bu seferler, sırasıyla;

11:55 ve 14:55'de Rumalikavağı iskelesine varırlar).

Dönüş saatleri de; 154:10 ve 17:10 olup,

sırasıyla; 16:30 ve 18:30'da Eminönü'nde gezi tamamlanır.
Şehirhatlarının; "Anadolukavağı-Rumelikavağı-Sarıyer"

arasında gün boyunca gerçekleştirdiği 7 ring seferiyle Anadolu yakasından,

10 dakika içinde geçiş yapılabilinir.

Sahil olurda martı olmaz mı?

Oldukça fazla martı var ve sahilde olduğunuzu çığlıklarıyla size hiç unutturmuyorlar.

Altta ki resimleri çektiğim yerin adı:Havantepe.

Sahilde dolaşıp,yemek yedikten sonra dönüş yolunda keşfe çıkalım dedik ve

kendimizi bu muhteşem manzaranın olduğu yerde Havantepe'de bulduk.

Sahilden epeyce yukarıda ve bayaa yokuşu olan bir yoldan çıkıyorsunuz.

Biz arabayla çıktık ama akşam alışverişini yapan yada bir yerden dönen

ev hanımlarını ve semt sakinlerini,o yokuşları çıkıyorken

gördükçe benim nefesim kesildi.

Bu muhteşem manzaranın bedelide bu yokuşlar olsa gerek.

Havantepe'de çektiğim resimler biraz puslu.

Öğlen saatlerinde hava daha açıktı deniz net ve pırıl pırıldı.

Biz yukarıya çıkıncaya kadar İstanbul'un havasıda değişip,

ortalığı sis kapladı.

Manzaranın en ilginç tarafı,bugüne kadar İstanbul'un sülietini gösteren

çok resim gördüm ama bu açıdan hiç görmemiştim.

Biraz dikkatli bakarsanız altta ki resimde Şişli,Maslak ve

Levent'teki gökdelenleri görebilirsiniz.

Bu şiirde tam buraya uygun ,

tepeye çıkar çıkmaz aklınızdan bu dizeler geçiyor.


Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende kalan...

Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul...

Şiir;Yahya Kemal Beyatlı

Beste:Münir Nurettin Selçuk

Havanın bu kadar puslu ve sisli olmadığı bir günde

mutlaka çekim yapılması gereken bir yer; Havantepe.

Yine bir video görüntümüz var,

martıların çığlıklarına ve ortamın ıssızlığına dikkat!


Yeni bir gezide görüşmek üzere....

Blogcu'da ki yorumlar;

10 Yorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için;
Google hesabınız yoksa "Anonim" bölümünü işaretleyerek
yorumunuzu yazabilirsiniz.