26 Mayıs 2007 Cumartesi

RUMELİ HİSARI

4 Mart 2007 Pazar günü, evde canımız sıkıldı "nereye gitsek?" diye düşünürken,
internete girip, araştırma yaptık.
Karşımıza "Rumeli Hisarı Müzesi" çıktı.
Açıkçası hisarın müze olarak geçtiğini bilmiyordum.
Tamam tarihi eser ama müze olduğunun farkında değildik.
"Semtte bize uygun, karşıya geçmemize gerek kalmayacak" diye düşünüp, yola çıktık.
Biz yoldayken yağmur başladı, yine de fikrimizden dönmedik, yola devam ettik.
Rumeli Hisarı'na vardık ama arabayı park edecek hiç bir yer yok,
hisarın tam yanı başında belediyenin park alanı var ama çevre cafe ve restoranlara gelenlerin arabası parkı bırakın, yaya kaldırımlarını bile doldurmuşlar.
Sağolsun eşim "siz gidip, gezin, gerekirse ben arabayla turlayıp, bir yerde dururum" dedi.
Daha sonra eşim arayarak, Baltalimanı kemik hastalıkları hastanesinin önünde bizi beklediğini söyledi.
Hisar'dan hastanenin önüne kadar oldukça uzun bir yol var.
Çok az bir yolda rahat yürüdük, yolun çoğunda kaldırımlar ultra lüks arabalarla işgal edildiği için yol kenarından gitmek zorunda kaldık.
Kaldırımları yayalar değil, lüks arabalar park alanı olarak kullanıyordu.

Müze gezimize dönersek;
Arabadan inip, hisara girdik.
Giriş ücreti makul fiyatlarda, öğrenci bedava, tam 5 milyon.
Hisar girdiğimizde bomboştu, ortamda çok farklı-değişik bir atmosfer var.
Her an bir yerden Cüneyt Arkın önünüze çıkacakmış gibi bir hisse kapılıyorsunuz.
Keşke eşim de görebilseydi, Cüneyt abiyi ve bu tür filmleri çok sever.
Biz kızımla oradan oraya heyecanla dolaştık ama yerler yağmur yüzünden ıslak ve kaygandı.
Yerlerin kayganlığı yüzünden üstte ki burçlara çıkmayı aklımıza bile getirmedik.
Burçlara merdivenlerden çıkıyorsunuz, merdivenler dar ve korkuluk yada tırabzan gibi bir şey de yok.
Bizde aşağıda ki kıyıda-yol kenarında bulunan Halil paşa burcunun yanında ki küçük burca çıktık.
En fazla 20-25 merdiveni olan bu küçük burç bile ıslak zeminde yukarı çıkmamakla bize doğru karar verdiğimizi kanıtladı.
Zamanın da üstelik savaş ortamında bu küçücük ve tehlikeli merdivenlerde askerler nasıl inip, çıkıp görev yapmış şaşıyorum.
Allah başta Fatih Sultan Mehmet'e ve bütün askerlerine gani gani rahmet eylesin.
Bu arada tesadüfen benden 1 gün önce Rumeli Hisarına giden ve büyük bir cesaretle üst taraflara da çıkmayı başaran blogcu arkadaşım gezimanya'nın da yazı ve resimlerini görmenizi isterim.

Üst taraf ki burçlara çıkamadık ama şansımıza girişte ki Halil Paşa burcunun kapısı açıktı.
Bizde içeri girip, resimlerini çektik.
Daha önce burcun içinin resimlerini bile görmemiştik.
Bir sonra ki yazımız da burcun içinin resimleri olacak.
Bu yazı ve resimleri yayınlamak 4 mart'tan beri, bugün-yarın derken,
sonra da İstanbul'un fethine yaptığı katkıları düşünerek,
İstanbul'un fethine yakın yayınlarım diyerek bugünlere kaldı.

RUMELİ HİSARI;
İstanbul-Sarıyer'de bulunan Rumeli Hisarı,
30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır.
Anadolu Hisarı'nın karşısında İstanbul Boğazı'nın
600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında,
uzaktan bakıldığı zaman eski harflerle
"Muhammed " biçiminde okunacak şekilde inşa edilmiş bir hisardır.
139 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi,
dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir.
Rumeli Hisarı'nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşa zade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir. Bu adı Dukas "Kefalokoptis" biçiminde kullanmışsa da, ondan başka hiç kimse bu adı kullanmamıştır.
Hisarın inşaasına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da Fatih Sultan Mehmet bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadırlar.

Hisarın inşası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır. Büyük Zağanos Kulesi ile Küçük Zağanos Paşa Kulesi`nde yer alan iki kitabeye göre hisar, takriben dört ay gibi kısa bir sürede yapılmıştır. Süleymaniye Kütüphanesi`ndeki "Şerh-i Tecriyd-i Ataik" adlı eserde ise eserin 139 günde bitirildiği kaydı vardır.



Hisarın yapımda kullanılan keresteler İzmit ve Karadeniz Ereğli'sinden,
taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş)
çevredeki harap Bizans yapılarından temin edilmiştir.
Mimar E. H. Ayverdi'ye göre hisarın yapımında yaklaşık olarak
300 usta, 700-800 amele, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır.
60,000 metrekare alanı kapsayan eserin kagir hacmi yaklaşık 57,700 metreküptür.


Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarpeçe Kapısı ve Sel Kapısı olmak üzere 4 ana ve Mezarlık Kapısı adlı bir tali kapısı vardır. Güneye bakan kulenin yakınında, cephane ve erzak mahzenlerine giden yolların ucunda, 2 gizli kapısı da bulunmaktadır. Biri tıkalı iki su mecrası, ikisi kaybolmuş üç çeşmesi vardır. 
Camiden günümüze yalnızca yıkık minaresi kalmıştır.


Rumeli Hisarı, 1509 depreminde büyük zarar görmüş ancak hemen onarılmıştır. 
1746 yılında çıkan yangında ahşap kısmı harap olmuştur.
Hisar tekrar III.Selim (1789-1807) döneminde onarılmıştır.
Hisarın kulelerini örten ahşap külahlar yıkılınca, kale içi küçük ahşap evlerle dolmuştur.
1953 yılında cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın talimatı ile üç Türk bayan mimar Cahide Tamer, Selma Emler ve Mualla Anhegger-Eyüboğlu hisarın onarımı için gerekli
çalışmaları başlatmış, kale içindeki ahşap evler kamulaştırılarak
yıkılmış ve restorasyon gerçekleştirilmiştir.
Rumeli Hisarı bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılmaktadır. Hisarda açık teşhir yapılmakta, sergi salonu bulunmamaktadır. Toplar, gülleler ve Haliç'i kapattığı söylenen zincirin bir parçasından oluşan eserler, bahçede sergilenmektedir. Rumeli Hisarı ayrıca İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı bir semttir. Her yılın yaz döneminde konserlerin başladığı mekan olarak da bilinir.
*Bilgiler bu adresten alınmıştır.

EBUL FETH CAMİSİ;
Rumeli Hisarı'na ilk girdiğinizde karşınıza Ebul Feth camisinin yıkık minaresi ve günümüzde konser sahnesi olarak kullanılan alan çıkıyor. Bu konuda biraz araştırma yaptım,en güzel yazıyı Yeni Asya gazetesinin yazarlarından İslam Yaşar bey kaleme almış, yazının ilk paragrafını yayınlıyorum. 
Yazının devamı burada 
Yarım Asırlık Hasret Hisar ve camii... 
İstanbul’un fethinin ilk alenî hamlesiydi bunlar. Temelleri, 1452 Martında birlikte atılmıştı. Fetih ruhunun orada neşv ü nema bulacak olması hasebiyle cami hemen bitirilmiş ve padişahın da aralarında bulunduğu vezir, ulema, paşa, asker, usta, işçi ve ahalîden müteşekkil muazzam bir cemaat tarafından ilk namaz kılınarak ibadete açılmıştı. Devletin ve milletin kalbi o gün orada birlikte atarak camiyi de âdeta bir kalp hâline getirmişti. O mücessem kalp heyecanla çarptıkça hisarın inşaatı hızlanmış ve dört ay gibi kısa bir zamanda tamamlanmıştı. Böylece cami ve hisar fetih yürüyüşünün ilk merhalesi olmuştu. Cami hisarın içinde yer aldığından Hisar Camii, hisara Boğazkesen Kalesi dendiği için Kale Camii, Fatih yaptırdığı için de Fatih Sultan Mehmed Mescidi diye adlandırılmış ve hepsi de değişik vesilelerle kullanılarak yaşatılmıştı. Fakat o en çok, Sultan II. Mehmed’e ‘Fatihler babası’ mânâsına gelen ‘Ebu’l Feth’ sıfatı verildiği, camiyi de onun yaptırıp vakfettiği için fethi tedai ettirmesinin de tesiriyle Ebu’l Feth Camii adıyla anılmıştı. Bu itibarla İstanbul’da, İstanbul için yapılan ilk İslâm mabedi idi Ebu’l Feth Camii'dir. Nuranî bir anahtar hususiyetiyle Ayasofya’nın kilidinin açılmasına vesile olmuş ve tarihî vazifesini hakkıyla ifa etmişti.Fetihten sonra da hisara hayat veren ve onunla hayat bulan cami, bazen mahkûmların ve muhafızların kırgın ruhlarıyla kaynaşmış, bazen Balkan muhacirlerinin mahzun ruhlarıyla dolup taşmıştı. Ama hiç boş kalmamıştı. Zaman içinde maruz kaldığı felâketler ve beşerî gaileler yüzünden uğradığı tahribatı, birkaç asırda bir gördüğü tamiratla üzerinden atarak ellili yıllara kadar ayakta kalmayı başarmıştı.Böylece İstanbul’un en uzun süre ibadet edilen camii vasfını kazanmıştı.


KULE ve BURÇLAR;
Rumeli Hisar'ının Saruca Paşa, Halil Paşa ve Zağanos Paşa adlarında üç büyük ve Küçük Zağanos Paşa adında bir ufak toplam dört kulesi ile 13 adet irili ufaklı burcu bulunmaktadır. 
Zemin katları ile birlikte Saruca Paşa ve Halil Paşa kuleleri 9 katlı, Zağanos Paşa Kulesi ise 8 katlıdır. 
Saruca Paşa Kulesinin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği ise 28 metredir. 
Zağanos Paşa Kulesinin çapı 26,70 metre, duvar kalınlığı 5,70 metre, yüksekliği ise 21 metredir. 
Halil Paşa Kulesinin çapı 23,30 metre, duvar kalınlığı 6,5 metre ve yüksekliği de 22 metredir.


Hisarın büyük kuleleri birleştiren çevirme duvarlarının kuzeyden güneye uzunluğu 250 metre, doğudan batıya uzunluğu ise 125 metredir. 
Kuleler arasında ki burçlar savunma amaçlı kullanılmak için yapılmış.
Burçlar yapılırken öyle bir yapılmış ki her biri tek başına hisarı koruyacak güçteymiş. 

Kulenin biri düşman eline geçse diğerleri ile savunmaya devam edebileceklermiş. 
Bir savunma önlemi olarak da seğirdim yolu bütün hisarı çepeçevre dolaşacak şekilde yapılmamıştır. Bütün burçlarda kesintiye uğrar. 
Böylelikle düşman beden duvarını bir noktadan aşıp seyirdim yoluna ulaşırsa, her iki yönde ilerleyebilmek için de karşısına çıkan bir burcun içinden geçmek zorunda kalacaktır.


PROJEDE Kİ BENZERLİK;
Peygamber efendimizin ismi şerif-i’ni Rumeli Hisar'ının projesiyle karşılaştırdığımızda
resimde görüldüğü gibi sağ üste ki kule mim harfi, sol üsteki kule dal harfi,
deniz kıyısındaki kule mim harfi,
iki mim harfi arasında da ha harfine benzetildiği görülmektedir.

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethettiği zaman yaptırdığı Rumeli Hisarı,
uzaktan bakıldığı zaman eskimez harflerle "Muhammed" biçiminde 
okunacak şekilde inşa edilmiştir.
Fâtih , hisarın duvarlarının Arapça "Muhammedi" kelimesi seklinde
olmasını istediğinden planını da ona göre tasarlamıştı.
Buna göre her "Mim" (M) harfinin yerinde bir kule bulunmasını arzuluyordu.
Kulelerden ikisi, birbirinin yanında ve burunun eteğinde idi.
Üçüncüsü denize daha yakındı.
"H" ve "D" harflerinin bulundukları yerlerde istihkamlar yapıldı.

*Bu yazı bu adresten alınmıştır.

Hisarın sadece merdivenlerinin tehlikeli olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.
Biz kıyıda ki Halil Paşa burcunun yanında ki küçük burçlara çıktık.
Burçların tam ortası su kuyusu gibi açıktı.
Attığınız her adıma dikkat etmeniz şart.

Artık Muhterem'le Geziye'nin olmazsa olmazlarından video klipler bu yazımız da da mevcut.
Rumeli Hisarı'nda çektiğim video ve resimlerden, mehter marşı eşliğinde hazırladığım video klibi izleyebilirsiniz.

Dailymotion;

Rumeli Hisarı
Yükleyen muhteremlegeziye

You Tube;

*Bir sonra ki yazı ve resimlerimiz yine Rumeli Hisarı'ndan olacak.
Resimlerde Halil Paşa yada Bayrak kulesi diye bilinen kulenin içinden çekilmiş resimler de olacak.

Yeni bir gezi de görüşmek üzere....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için;
Google hesabınız yoksa "Anonim" bölümünü işaretleyerek
yorumunuzu yazabilirsiniz.