17 Nisan 2011 Pazar

BÜYÜKADA AYA YORGİ MANASTIRI

Kızım ve arkadaşları 29 Mart'ta bir proje ödevi sebebi ile Büyükada'ya Aya Yorgi Manastırı'na gittiler.
Hafta içi olduğu için sakin bir yolculuk ve gezi olmuş.
Çektikleri resimler çok hoşuma gittiği için buradan paylaşmak istedim.

Adalar'a gitmek için Kabataş'tan ve diğer belli merkezlerden kalkan vapurlara binebilirsiniz.
Ya da Adalar'a sefer yapan gezi tekneleri ile Adalar'a ulaşabilirsiniz.
Şehir Hatlarının;
Kabataş-Kadıköy-Adalar sefer saatlerini buradan öğrenebilirsiniz.
Bostancı-Adalar sefer saatlerini buradan öğrenebilirsiniz.


Hafta içi ve sezon dışı günler olduğu için ortalık oldukça sakin.



Adalar'da gezmek için 3 seçeneğiniz var, ya yaya olarak yürüyeceksiniz, ya faytona bineceksiniz yada bisiklet kiralayacaksınız.



Manastıra giden yolun başında çeşitli hediyelik eşyalar satılıyor.


Özellikle bazı dilekleri olanlar için hazırlanmış rozetler çok ilgi görüyormuş.

Eminim 23 Nisan ve 24 Eylül'de makara ve ip satışları patlama yapıyordur : )


Manastıra gitmek için dik ve uzun bir yokuşu çıkmanız gerekiyor.


Yokuşu çıkmak zor ama siz yukarı çıktıkça manzara daha da güzelleşip, emeklerinizi boşa çıkarmıyor.


Sedef Adası.

Büyükada'dan Anadolu Yakası'na bakış.

İşte zirve noktası, manzaranın tadını çıkarın.





Manastırı ziyarete gelenler bazı ağaçları dilek ağacına çevirmiş.

Manastırın yöneticileri, çevredeki ağaçların dilek ağacı olarak kullanılmaması için uyarıcı bir yazı yazmışlar ama pek dinleyen olmamış.


Büyükada Rum Yetimhanesi;
Manastırın bulunduğu tepenin karşısında yer alan Hristo (İsa) Tepesi'nde yer alır.
Söylenenlere göre Avrupa'nın en büyük, dünyanın 2. büyük ahşap yapısıymış.
1899 yılında bir Fransız şirketi tarafından otel olarak dönemin ünlü mimarı Vallaury'e inşa ettirilen ahşap bir bina bütün görkemi ile adanın manzarasını süslemekte.
Prinkipo Palas ismiyle açılacak otel gerekli izinleri alamaz.
Otel olarak yapılan bina Eleni Zarifi tarafından satın alınır ve buraya Yedikule Balıklı Rum Hastanesinin yetimhanesi taşınır.
1960'lı yıllara kadar açık olan Büyükada Rum Yetimhanesi şu anda kaderine terk edilmiş durumda.

AGİOS GEORGİOS (AYA YORGİ) KUDUNA RUM MANASTIRI;
Patrikhane kayıtlarından elde edilen bilgilere göre Aya Yorgi Manastırı'nın inşa ediliş tarihi 1751'dir.
Bu tarihte inşa edilmiş olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise olarak bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır.
Tepede çan kulesinin arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesi'dir ve 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanıma açılmıştır.

Genel Bilgiler :
Hiristiyan inanışına göre, Aya Yorgi'ye yürüyerek çıkan insanlar "yarı hacı" sayılırlar. (Efes'teki Meryem Ana Kilisesi'nin ziyareti ile "Tam Hacı"lık gerçekleşir.)
Büyükada'nın ikinci ve en yüksek tepesi olan Aya Yorgi Tepesi'nde bulunan ünlü bir kiliseden, Aya Yorgi Kilisesi'nden söz edeceğiz şimdi...
Ayayorgi Tepesi ya da sonraki ismiyle Yüce Tepe'ye uzun bir yokuşu çıkarak varıyorsunuz. Manzara olağanüstü... Kır kahvesinde bir yandan yorgunluğunuzu atarken bir yandan Aya Yorgi Kilisesi'nin hikayesini dinleyin. Kaynaklar, Ayayorgi Tepesi'nde bulunan manastırın 963 yılında, Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas tarafından yaptırıldığı yazmakta. Bugün gördüğünüz Aya Yorgi Kilisesi ise 1905 tarihini taşımakta.
Kiliseden aşağı doğru indiğinizde 1751 tarihini taşıyan bir başka kilise ile karşılaşıyorsunuz.
Ayayorgi Tepesi'nin bir de efsanesi var...
Aya Yorgi Manastırı, IV. Murad zamanında bir çoban tarafından bulunmuş.
Çobanın üç gün üst üste rüyasına giren Aya Yorgi (Saint George), tepeye çıkan uzun yolun sonunda çan seslerini duyacağını ve orayı kazmasını söyler.
Çıplak ayaklarıyla yokuşu tırmanan çoban gerçekten tepeye yakın bir yerde çan seslerini duyar ve bulunduğu yeri kazmaya başlar...
Saint George'un denizden çıkan bir canavarı mızrağı ile öldürdüğü bir ikona bulur.
Bizans döneminde işgal edilen Prinpiko adasının papazları bu ikona ve diğer bazı kutsal eşyaları buraya gömmüşlerdir.
Çobanın bulduğu bu ikona şimdi kilisede sergilenmekte.
Efsane kulaktan kulağa yayılır.

Gerek Büyükadalılar gerekse de İstanbullular Ayayorgi Tepesi'ni ziyaret ederek adakta bulunmaya günümüzde de devam etmekteler.
Şimdilerde tepeye tırmananlar yol boyunca sağlı sollu sıralanmış olan çalı ve ağaç dallarına sarılmış mendil ya da eşarplar yerine Selpak mendil, naylon poşetlerle karşılaşmaktalar...
Kaynak; Wow Turkey.com

















Dilek kutusu ile yetinmeyip, duvara dileklerini yazanlar olmuş.


Saint George'un denizden çıkan bir canavarı mızrağı ile öldürdüğü tasvir edilen ikona.






















Resimlerle hazırladığım videoyu izleyebilirsiniz.

İyi seyirler;



İstanbul Büyükada Aya Yorgi Manastırı muhteremlegeziye

2 yorum:

  1. Büyük Ada'ya bir kez gittim ve gezmeye doyamadım. Bu noktaya çıkmamıştım. hem vakit yoktu hem de bilmiyordum açıkçası.
    İnsanların hala yanlış inanışlar içinde olmasından, çul çabuttan medet beklemesinden dolayı çok üzüldüm. Allah hidayet versin.

    YanıtlaSil
  2. Adsız17:41

    bende gitmiştim çocuklarım iyi okullarda okusunlar diye dua etmiştim biri makine ötekide elektronik mühendisi işleride çok güzel ALLAHA gönülden edilen dua nerede olursa olsun oluyor hoşça kalın

    YanıtlaSil

Yorum yazmak için;
Google hesabınız yoksa "Anonim" bölümünü işaretleyerek
yorumunuzu yazabilirsiniz.