3 Mart 2007 Cumartesi

İNEBOLU

muhteremle geziye
10 -15 yıldır Abana'ya gideriz ama İnebolu'ya ilk defa 2000 yılında bir kına gecesi ve gelin alma sebebiyle gittim ve gördüm.
Artık her yaz uğruyoruz, eşimin abisi İnebolu'da kuru temizleme dükkanı açtı, İnebolu'nun tek kuru temizleme dükkanı olan Erdoğanlar Kuru Temizleme dükkanını Hüseyin abimiz çalıştırıyor.
İnebolu, Abana'dan daha kalabalık ve Kastamonu'nun merkeziymiş gibi neredeyse bütün bankaların, beyaz eşya markalarının bayileri mevcut.
Abana İnebolu'nun yanında avuç içi kadar kalıyor.
İnebolu, Kastamonu'nun nüfus sayısı ve iş potansiyeli bakımından en iyi ilçeleri arasında.
Yıllardır bitirilemese de limanın da iş imkanı sağladığı kesin.
Salı ve Cumartesi günleri muazzam bir pazarı var.
Çevre ilçelerden bile bu pazara geliniyor, bizde bazen Abana'dan kalkıp İnebolu pazarına gidiyoruz.
İlçe pazarın olduğu günler oldukça hareketli,cıvıl cıvıl.
Kadın pazarı denilen bir yer var,kadınlar orada kendi bahçelerinde yetiştirdikleri
ürünleri satıyorlar.
Tamamen doğal,günümüzün moda deyimiyle organik!

İnebolu resimlerini çarşı içi ve mekandan çok, manzara resmi olarak çekmişim.
O günlerde aklımda gezi blogu açma fikri olmadığı için çok ayrıntılı resim yok.
Bazı resimler (üzerinde isim yazmayanlar) ve İnebolu'nun tarihi ile ilgili bilgiler,
İnebolu kaymakamlığının sitesi olan bu adresten alınmıştır.

kastamonu

İnebolu hakkında ansiklopedik bilgiler;
Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Kastamonu İli’ne bağlı bir ilçe olan İnebolu,
kuzeyden Karadeniz’le, doğudan Abana ve Bozkurt,
batıdan Doğanyurt, güneyden ise Devrekani ve Küre ilçeleri ile çevrilidir.
Kastamonu İlinin kuzeyinde yer alan ilçe toprakları, kıyıdaki dar bir ova şeridi ile
bunun hemen güneyinde yer alan ve kıyıya doğru paralel uzanan
Küre Dağları ile engebelenmiştir.
Batıdan Doğanyurt çayına, doğuda ise Göynük Dağı’nın batıya dönük
yamaçlarına kadar uzanmaktadır.
Ormanlarla kaplı olan dağlardan akan küçük akarsular ilçeyi sulamaktadır.
İl merkezine 93 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 599 km2 olup,
toplam nüfusu 27.651’dir.

İlçede Karadeniz İklimi hakimdir.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ise yağışlı geçmektedir.
Her mevsim yağış almaktadır.
Sahil kesiminden hemen sonra yükselmeye başlayan dağ silsilesi
kış mevsiminin soğuk etkisinin ilçe merkezini etkilemesini önlemektedir.

İlçenin ekonomisi, tarım, hayvancılık, ormancılık ve balıkçılığa dayalıdır.
Yetiştirilen başlıca ürünler, patates, soğan, arpa, buğdaydır.
Genellikle bağcılık, meyvecilik, sebzecilik yapılmaktadır.
Tarımsal üretimin dışında ilçe halkının gelir kaynaklarını küçük ölçekli
orman ürünleri imalatından sağlanmaktadır.
Hayvancılıkta ise büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup,
sığır ve koyun yetiştirilmektedir.
Kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılmaktadır.
İlçe topraklarında çimento hammaddesi yatakları bulunmaktadır.

İnebolu’nun ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber,
MÖ.IV.yüzyılda Yunanlıların Karadeniz kıyılarında
Abonou Teikhos (Abonuteikhos)
antik kentini kurdukları bilinmektedir.
Abonou Teikhos, 1 yüzyıl başında küçük bir kasabaydı.
Sonradan, Antoninuslar döneminde, II.yüzyılda, burada ortaya çıkan
düzmece peygamber Alexandros,gelecek bildirimi de yapılan
Asklepios tapınağını kurmuştur.
Alezsandros’un girişimleri ile Abonou Teikhos,
kent durumuna getirilerek İonopolis adını almıştır.
İmparator Lucius Verus’tan Geta’ya kadar geçen dönemde
bu isimle para basmıştır.
Kentin, Ionopoleiton yazısını taşıyan paralardan başka,
yine Roma döneminden kalma,
üzerinde Abonoteikhneiton yazısı bulunan paralar da saptanmıştır.

İnebolu’nun ilk adı ’İonopolis’tir. Bu isimden de anlaşılabileceği gibi
’İon’ şehirlerinden birisidir.
“İonopolis” daha sonra “İnepolis” adını almıştır.
İnebolu’nun 3 km. uzaklğındaki bakır prit yatakları Bizanslılar tarafından işletilmiş,
Osmanlılar da bu yüzden buraya Küre-i Nühaş (Bakır Küresi) ismini vermişlerdir.
İnebolu adını Selçuklular zamanında almıştır.
Bazı bilgilere göre M.Ö.1200 yıllarında Gasgaslar tarafından kurulmuştur.
Roma, Bizans ve Selçuklu yönetimlerinden sonra
Candaroğulları buraya hakim olmuş,
1461’de de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde gemi yapım tezgâhları ve limanı ile önemli bir
ticaret merkezi konumunda olmuştur.
XIX.yüzyılın sonlarında Kastamonu vilayetinin,
merkez sancağına bağlı bir kaza merkezi idi.

ŞEHİT ŞERİFE BACI ANITI
Şehit Şerife Bacı Anıtı İnebolu'nun girişinde bulunuyor.
Anıtın plaketinde "Bu anıt İstiklal Savaşı şehitlerinden Şerife Bacı'nın
anısını Cumhuriyet çocuklarına anlatmak için
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman tarafından
armağan edilmiştir. 4 Aralık 2001
" yazıyor.


ŞERİFE BACININ ÖYKÜSÜ
1921 yılında deniz yoluyla İnebolu'ya gelen cephanelerin, 
karadan cephede savaşan
askerlere ulaştırılması gerekiyordu.
Bu görevi çevredeki yaşlı erkekler ve kadınlarımız üstlenmişti.
1921 yılının Şubat ayında,soğuk,tipili bir günde erkenden İnebolu'da cephaneler arabalara yüklendi ve yola çıkarıldı.
Kağnı kafilesinin sonunda,sırtına sardığı çocuğu ile 
Şerife Bacı da bu sefere çıkmıştı.
Seydiler'in Satı Köyü'nden olan Şerife Bacı kafileyi izliyor, onlarla beraber cephaneyi bir an önce varacağı yere ulaştırmaya gayret ediyordu.
Hava iyice kararmıştı.Kar biraz fazlalaştı, tipiye dönüştü.
Şerife Bacı kağnıdaki cephaneyi çocuğunun yorganı ile iyice örttü.
Çocuğunu mermi sandıkları arasına gizleyerek üzerini kapattı.
Tipi o kadar fazlalaşmıştı ki, ilerleyemez oldular. Durmak ölümdü.
Cephede askerler cephane bekliyorlardı.
Şerife Bacı elinin, ayağının uyuşmaya başladığını hissediyordu.
Durmadan ilerlemeye çalışıyordu.
Kastamonu Kışlası önüne vardığında donmuştu.
Sabaha karşı Kastamonu'nun kapısı sayılan kışlada, kule nöbetçileri, alaca beyaz karanlıkta belli belirsiz bir kağnı gördüler.
Kimdi bu gelen ve ne zaman kara saplanmıştı?
Hemen haberdar edilen Osman Bey, Devrekani'li Cemil ve Beşiktaş'lı Rıfat Çavuşları gönderdi.
Kağnının yanına ulaşan Cemil ve Rıfat Çavuş dehşetle ürperdiler.
Kağnının arkasında bir kadın vardı. Genç bir kadın.
Cephanenin üstüne örttüğü yorganı kucaklamak ister gibiydi ama çoktan donmuş kaskatı kesilmişti.
Kucaklayıp karlar üzerine yatırdılar, bu sırada bir ses, bir hırıltı.
Kulaklarına inanamadılar. Ses ve hırıltı yorganın altından geliyordu.
Hemen yorganı kaldırdılar. Bir kundak bebeğiydi oradaki.
Bebeği ve kadını kışlaya götürdüler.
Genç kadının hüviyeti tespit edilerek köyü olan Seydiler'e gönderilerek burada toprağa verildi.
Bebek ise (kız çocuğu) kışlaya yakın bir eve gönderildi.
1970'li yıllarda yapılan araştırma sonucu kızın Eskişehir'de
ikamet ettiği ili ilgili bilgiler elde edilmesine rağmen kendisine ulaşılamadı.
Günümüzde Şehit Şerife Bacının Mezar yerinin tespit edilememesine rağmen o,
Seydiler'lilerin ve bütün Türk halkının gönlünde yatmaktadır.
Şehit Şerife Bacı, Milli Mücadelede mermi taşıyan Türk kadınını temsil eden bir semboldür.
Seydiler'liler bu kahraman Türk anasını unutmayıp Cumhuriyetin 50.yılında Belediye binası önüne Atatürk anıtı yanına Rölyefini yaptırdılar.
1984 yılında ülkemizde yılın annesi seçildi.
Aynı yıl Seydiler'de açılan Kütüphaneye Şehit Şerife Bacı Halk Kütüphanesi adı verildi.
*Şerife bacının öyküsü Seydiler belediyesine ait olan bu siteden alınmıştır.

İSTİKLAL MADALYALI İLÇE
Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul ve Rusya’dan gönderilen silah, cephane ve mühimmat Anadolu’ya İnebolu üzerinden ulaştırılmıştır.
İnebolu cepheye uzanan en yakın liman şehri idi.
Bu yüzden 09.Haziran.1921’de Yunan savaş gemileri Panter ve Kalkış İnebolu’ya gelmiş,
silah ve cephanelerin teslimini istemiş, verilmeyince de İnebolu bombalanmıştır.
Aynı torpidolar 30.Temmuz 1921’de tekrar gelerek İnebolu’ya 3 mermi daha atmışlardır;
fakat karşılaştıkları savunma karşısında karaya çıkamadan geri dönmüşlerdir.
İlçe Merkezi düşman işgaline uğramamasına rağmen İnebolulular, Kurtuluş Savaşı’nda çok kayıp vermişlerdir.
Mustafa Kemal cephede, “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kulağım İnebolu’da”diyerek İnebolu’ya önem vermiş ve İnebolu’nun bu mücadelesi 11 Şubat 1924 tarihinde TBMM’nin çıkarttığı 66 Numaralı Kanunla “Beyaz Şeritli” istiklal madalyası ile ödüllendirilmiştir.


ŞAPKA VE KIYAFET DEVRİMİ

Atatürk 23 Ağustos 1925‘de Kastamonu’ya gelmiştir.
Burada İnebolu Heyetini kabul etmiş ve yapılan davet üzerine 25 Ağustos 1925 Salı günü saat 11.00 de Kastamonu’dan İnebolu’ya hareket etmiştir.
27 Ağustos 1925 Perşembe günü İnebolu Türk Ocağında Tarihi Şapka Nutkunu söylemiştir.
İlçenin şeref ve kahramanlık günü olan 09 Haziran her yıl büyük bir coşkunlukla kutlanmakta, ayrıca Ulu Önder M. Kemal Atatürk‘ün önce İstiklal Madalyası ve Beratı ile taltif ettiği kayıkla kağnının mucizeler yarattığı belde İnebolu’ya,1 gün için gelip 3 gün onurlandırdığı şapka ve kıyafet devrimi’ nin ilk nutkunu söylediği
“BU SERPUŞUN İSMİNE ŞAPKA DENİR” dediği 25-28 Ağustos tarihleri arasında her yıl törenler yapılmaktadır.


İNEBOLU LİMANI
İnebolu yazısında yapımı yılan hikayesine dönen İnebolu limanından bahsetmeden olmaz.
Bugüne kadar 3 Osmanlı padişahı, 59 Cumhuriyet hükumeti eskiten limanın temelinin atılmasının üzerinden tam 124 yıl geçmiş.
Ancak inşaatı hâlâ sürüyor.
Yapımına 1882'de başlanan limanın mimarı, dönemin Kastamonu Valisi Sırrı Paşa.
Kente geldiğinde bölge ekonomisinin canlanması ve ticaretin geliştirilmesi amacıyla İnebolu'ya bir liman yapılması gerektiğini düşünen Paşa, bu konuda geliştirdiği projeyi Padişah 2. Abdülhamit Han'a kabul ettirmiş ve 1882'de 10 bin lira ödenekle liman inşaatı başlamış.
Liman inşaatı için gerekli malzemelerin tümü İstanbul'dan gönderilmiş.
Ancak bu malzemelerle limanın temelini atan valinin, kısa bir süre sonra tayini çıkmış.
Sırrı Paşa, görevden ayrılırken halefi Abdurrahman Paşa'dan inşaatın tamamlanmasını istemiş.
Abdurrahman Paşa da limanın tamamlanması için büyük çaba sarf etmiş.
Fakat, İstanbul'dan gönderilen malzemelerin yetersiz ve adi olduğu ortaya çıkmış.
7 yılda limanın ancak 133 metrelik kısmı bitirilebilmiş.
Abdurrahman Paşa'nın görevden ayrılmasından sonra da inşaat tamamen durmuş.
2004'e gelindiğinde eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bir açılış için geldiği İnebolu'da vatandaşlara, 123 yıldır inşaatı devam eden İnebolu Limanı'nı 2005 yılı
içinde bitirme sözü verdi. Ancak liman 2005'te de hizmete açılamadı.
İnşaallah 2007 yılında mutlu sona ulaşıp, limanın bittiğini görebiliriz.

İNEBOLU EVLERİ
İnebolu'da Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurulunca koruma altına alınan 350 adet ev varmış.
19.yy. sonlarına doğru ticaretle zenginleşen İnebolu halkı 1890'lar da İkiçay vadisinin iki yamacına birbirinden güzel konaklar yapmış.
Bu güzel tarihi konakların çoğunda bordo beyaz renk hakim.
Bu rengin sebebi ise aşı boyasıymış.
Küre madenlerine yakın olması sebebi ile kırmızı topraklı olan Aşı köyünden elde edilen boyanın yanı sıra, bezir yağı ve ardıç katranı karışımıyla oluşturulan aşı boyası
ahşap bir evi en az 20 yıl koruyabiliyormuş.
Yukarıda ki resim İnebolu'nun harika evlerinden birinin maketi, tarihi evlerin çoğunun rengi maket evin rengi gibi bordo-beyaz.


Burası İnebolu'nun girişinde yer alan Hayal bahçesi adında harika bir çay bahçesi.
Kendinizi masallar diyarında hissetmeniz için her ayrıntıyı düşünmüşler.
Canınız hiç kalkıp gitmek istemiyor.

Bu ev İnebolu'ya girerken şaşırtan ama harika mimarisiyle sizi karşılıyor.
Bahçesinde fil heykellerininde bulunduğu evin adı Filli Köşk.

İnebolu yazımızın da sonuna geldik.
Bir sonra ki yazımın konusu annemin-babamın-eşimin doğduğu Çatalzeytin'in
cennet gibi köylerinden olan İsmail köyü üzerine olacak.
Fazla yazı yok daha çok resimlerle anlatacağım.
Çatalzeytin yazısında görüşmek üzere!...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum yazmak için;
Google hesabınız yoksa "Anonim" bölümünü işaretleyerek
yorumunuzu yazabilirsiniz.